Altunizade Şub: +90 542 505 30 44
Ümraniye Şub: +90 542 505 30 44

Baharat Sana İyi Gelecek!

Baharatlar, az miktarda kullanımda dahi yemeklere lezzet katar. Hem yemeklere lezzet katan hem de sağlığımız üzerinde olumlu etkileri olan baharatlar, kilo vermemize de yardımcı oluyor. Metabolizma düzenleyen, yağ yakımına destek olan ve tok tutucu etkileri olan baharatlara göz atalım:

Karabiber: Antioksidan, antibakteriyel özelliğe sahip ve içerdiği piperin sayesinde metabolizmayı hızlandıran karabiberi bütün yemeklerde kullanabilirsiniz. Karabiber, ayrıca gaz oluşumunu azaltır ve diüretik etki gösterir. Karabiberi baharat olarak kullanabileceğiniz gibi çay şeklinde de kullanabilirsiniz.

Tarçın: Kan şekerini düzenleyen tarçın aynı zamanda kandaki bakterilerle de savaşır. Yani hem zayıflatıyor hem de bağışıklığınız destekliyor. Ayrıca sindirime destek oluyor.

Kırmızı biber: Yemeklere hem lezzet hem de sağlık katmak için biraz kırmızı biber eklemeye ne dersiniz? İçerdiği bol C vitamini sayesinde yüksek antioksidan kapasitesine sahip olan kırmızı biber, etken maddesi kapsaisin sayesinde metabolizmayı hızlandırıp kilo verdirmeye destek olur. Ayrıca kırmızı biber, doğal ağrı kesici ve kolesterol düşürücüdür.

Nane: Ferah nefes ve mide bulantısı deyince aklımıza ilk gelen baharat hiç şüphesiz nanedir. İçerdiği uçucu yağlar sayesinde, yemek sonrası sindirimi düzenler, solunum yollarını rahatlatır ve ağrı kesici olarak kullanılır. Suyunuza, yoğurdunuza veya yemeğinize ekleyeceğiniz taze veya kuru nanenin tadı ve kokusu, iştahı azaltır ve kilo vermenize destek olur.

Çörekotu: Ölümden başka her derde deva olarak bilinen çörekotu ilgili yapılan araştırmalar son zamanlarda artmıştır. Yapılan bir çalışmada, çörekotunun kemik iliği ve bağışıklık hücrelerini artırdığı tespit edilmiştir. Çörekotunun, kan şekerini düşürücü etkisi vardır. İnsülin salgılamasını sağlayan pankreasta beta hücrelerini harekete geçirdiği gözlemlenmiştir. Çörekotu ayrıca iştahı düzenler, bağırsakların düzenli çalışmasını sağlayarak zayıflama sürecine destek olur.

Kabızlık Sorunu Yaşayanlar için Beslenme Önerileri

Kabızlık (konstipasyon) ; bağırsak hareketlerinin yetersiz olması (haftada üç kez veya daha az sayıda) veya bağırsak hareketlerinin %25’inden çoğunda dışkılama güçlüğü olarak adlandırılır.

Kabızlık nedenlerini;

  • Yüksek oranlarda rafine şeker tüketimi
  • Yetersiz su tüketimi
  • Lifli besinlerin az tüketilmesi
  • Bağırsaklardaki iltihabi bir durum, tümör, kanser gibi nedenler
  • Uzun süren seyahatler
  • İlaçlar
  • Gebelik olarak sıralayabiliriz.

Kabızlığı önlemek için neler yapabiliriz?

1) Her gün en az 1,5-2 lt su içiniz.

2) Kuru kayısı, kuru incir, kuru erik, armut gibi bağırsakları yumuşatma etkisi olan meyveleri yiyiniz. Şeftali, muz, patates, pirinç gibi besinlerden uzak durunuz.

3) Mümkünse her öğün salata (1 tatlı kaşığı zeytinyağlı) tüketiniz.

4) Ekmekleriniz kepekli, çavdar, tam buğday ya da tam tahıllı olmalıdır. Beyaz ekmekten uzak durunuz.

5) Beyaz pirinç yerine bulgur pilavı tüketiniz.

6) Badem, ceviz, fındık gibi kuru yemişleri ara öğünlerde aşırıya gitmeden, porsiyon ölçüsünde tüketiniz.

7) Gün içerisinde 2-3 yemek kaşığı yulaf ezmesi tüketebilirsiniz.

8) İşlenmiş besinler, hazır paketli ürünler ve fast-food beslenmeden uzak durunuz.

9) Haftada 2-3 kere kuru baklagil tüketiniz.

10) Kefir, yoğurt gibi probiyotik etkisi olan besinleri tüketiniz.

11) Demli çay, kahve gibi içecekleri az tüketiniz.

12) Hareket artırılmalıdır.

13) Sabah aç karnına ılık su veya ballı süt içilebilir.

Ödem Kâbusunuz Olmasın!

Ödem, genel anlamda vücut dokularında fazla sıvı birikmesidir. Genellikle göz kapaklarının, el ve ayakların şişmesine neden olur. Çünkü aşağı doğru sarkan organlarımız yer çekiminin daha fazla etkisinde kalır. Ödem sürecinde bazen 1-2 kilo bazen daha fazla kilo artışı gözlenir.

Ödemden hızlıca kurtulmak için;

* Ödem sürecinde çok az tuz (mümkünse hiç) kullanılmalıdır. Özellikle çok tuz içeren turşu, siyah zeytin, beyaz peynir, et-tavuk suyu tabletleri, paketli ürünler TÜKETİLMEMELİDİR! Beyaz peynir suda bekletilmeli ve tuzu azaltılmalıdır. Zeytin yerine badem, ceviz tüketilebilir.Yemekler az tuzlu yapılmalı, sonradan tuz eklenmemelidir.

* Günde en az 1,5-2 litre su tüketilmelidir.

*Basit karbonhidrattan uzak durulmalı, kompleks karbonhidrat tüketimi artırılmalıdır. Şeker, çikolata, tatlılar, beyaz ekmek tüketilmemeli. Kompleks karbonhidrat içeren kepekli, tam tahıllı, çavdarlı gibi unlardan yapılan ekmek, kepekli makarna, yulaf tüketilmelidir.

* Posalı tüketimi artırılmalıdır: Posa içeriği yüksek gıdalar tercih edilmeli. Posalı gıdalar, bağırsak çalışmasını da artırdığından ödemin atılmasında fayda sağlar; kepekli tahıllar, kabuklu sebze ve meyveler, salata gibi…

* Fazla kafein içeren çay, kahve bu dönemde çok az tüketilmelidir. Kahvaltıda az demli, limonlu çay içilebilir. Bu dönemde kefir, tuzsuz ayran, cacık, şekersiz bitki çayları ve bol su tüketilmelidir. Mısır püskülü, defne yaprağı, tarçın, yeşil çay, kiraz sapı, maydanoz sapı ve ısırgan otu gibi bitki çaylarını ödem atımına destek olarak kullanabilirsiniz.

* Ödem söktürücü etkisi olan ananas, kivi, nar, kabuklu armut gibi meyvelerle maydanoz, salatalık ve kabak gibi sebzeler tüketilmelidir.

*Ödem giderici özelliği olan kırmızı pul biber, metabolizmayı çalıştırıyor ve ödemi çözüyor. Nane, karabiber, kekik, kimyon gibi baharatlar da vücudu rahatlatıyor. Ödem sürecinde ayrana ve yoğurda nane, kekik atabilir, omletlerinizi baharatlı yapabilirsiniz.

* Bu dönemde badem, ceviz, fındık gibi kuruyemişler ile kuru kayısı, kuru erik, hurma gibi meyveler yenmelidir.

* Alkol ve sigara kullanılmamalıdır.

* Fiziksel aktivite artırılmalıdır.

Dr. Özlem Ateş ile Lazer-Epilasyon hakkında konuştuk

Medikal estetik alanında uzun yıllar deneyimli danışman doktorumuz Dr. Özlem Ateş, son dönemde büyük talep gören ve estetik alanında yaşam kalitesini artıran lazer epilasyon uygulamalarında kullanılan cihazların doğru seçilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. “Mutlaka uzman hekimler tarafından yapılması ve doğru makine kullanılması gerekiyor” uyarısında bulundu.

Bazı lazer epilasyon uygulamalarının IPL cihazlar ile yapıldığını belirten Dr. Özlem Ateş, IPL’nin sadece yoğun atımlı bir ışık olduğunu ve bir lazer-epilasyon çeşidi olmadığını belirtti. Bu uygulama ile epilasyonda başarılı ve kalıcı sonuçlar elde edilemediği için birçok kişinin şikayette bulunduğunu ve istenmeyen tüylerde herhangi bir azalma gözlemlenmediğini belirtti.
Alexandrite ve NdYag lazer sistemleri ile yine uzman hekimler eşliğinde herhangi bir olumsuz cilt reaksiyonu oluşturmadan, yüzeysel ve derin yerleşimli kıllarda etkili epilasyon işlemi gerçekleştirildiğini ve başarılı sonuçlar elde edildiğini vurguluyor. Dr. Özlem Ateş, cilt ve tüy yapısına göre doğru cihaz tercih edildiğinde, lazer-epilasyonun istenmeyen tüylerden kurtulmanın en güvenli, en hızlı ve en etkili yolu olduğuna dikkat çekiyor.

Lazer-epilasyon sadece kadınlar için değil erkekler içinde istenmeyen tüylerden en hızlı ve en etkili kurtuluş yolu! Dr. Özlem Ateş, günümüzde bu uygulamada en sık kullanılan ve en etkili lazer sistemlerinin Alexandrite ve NdYag lazerler olduğunu belirtti.

Dr. Özlem Ateş; “Lazer ışığı, kıla rengini veren melanin adlı pigment tarafından emilir. Böylece kıl ısınır ve hasar gören kıl kökü, yeni kıl oluşumunu gerçekleştiremez. Düzenli devam edildiği sürece kıl kökleri cansızlaşır. Lazer epilasyonun koyu renkli tüylerde başarı oranı açık renkli tüylere göre daha yüksektir. Tüyler açık renkli ise, lazer ışığını koyu renkli tüyler gibi algılamadığı için lazer ışığından etkilenme oranı daha düşüktür. Açık renkli tüy yapısına sahip olan kişilerde istenildiği taktirde iğneli epilasyonda uygulanmaktadır. İğneli epilasyon açık renkli tüy yapısına sahip olan kişiler için son derece başarılı bir yöntemdir ve başarılı sonuçlar vermektedir” dedi.

Seanslarınıza doktorunuzun belirlediği süreçler içerisinde düzenli olarak devam edin…

Medikal estetik hekimi danışman doktorumuz Dr. Özlem Ateş, bütün lazer sistemlerinin büyüme evresindeki kıllara uygulandığı için lazer epilasyonda tek seansta başarı beklenmemesi gerektiğini ifade etti ve açıkladı:
“Lazer epilasyonda kaç seansta başarı elde edileceği, kişinin kıl rengi, kalınlığı, kıl köklerinin derinliği ve kullanılan lazer cihazına bağlı olarak değişmektedir. Lazer epilasyon uygulamasına başlamadan önce kişinin öncelikle doktoruna danışması gerektiği, hormonal bozukluğu ya da herhangi bir hastalığı olup olmadığını uzman doktoru ile paylaşması gerekmektedir. Eğer lazer-epilasyon için uygun olmayan bir hastalık mevcut ise öncellikle tedavisi yapılıp ardından lazer epilasyon işlemi uygulanması en doğru yöntemdir.”

Lazer-epilasyon uygulamalarında, ortalama 6-10 seans arasında başarı elde edildiğini ve %80-85 oranında azalma garantisi veren Dr. Özlem Ateş, uygulamaya ilişkin seans aralıklarının bölgeye göre değişmekte olduğuna dikkat çekti. Özellikle yüz bölgesinde 4 ile 8 haftada bir, vücutta ise 8 ile 12 haftada bir seans yapılmasının doğru olacağını söyledi.

Lazer-Epilasyon yaptırmadan önce ve sonra dikkat edilmesi gerekenleri ise şu şekilde açıkladı:

  1. Uygulama sonrasında çok sıcak olmaması şartıyla ılık bir duş alabilirsiniz.
  2. Seansınızı takip eden ilk 3 gün kese ve peeling yapmayınız.
  3. Uygulama sonrası cilt hassasiyetine göre birkaç saat veya 1 gün kızarma olabilir, ekstra bir durumla karşı karşıya kalırsanız uzmanınıza danışabilirsiniz.
  4. Yüz bölgesi gibi güneş gören bölgelere uygulama yapıldıysa yüksek koruma faktörlü koruyucu güneş kremi kullanılmalıdır, uygulama yapılan her bölgeye mutlaka işlemden sonra 3-4 gün nemlendirici krem uygulanması gerekmektedir.
  5. Bronz tene lazer-epilasyon uygulanamaz.
  6. Herkesin kıl yapısı ve cilt özellikleri farklıdır, bu yüzden seans aralığı kişiye göre farklılık gösterir.
  7. Epilasyon dışında kıllardan kurtulma yöntemlerini kullanmamalısınız. (ağda, cımbız v.b)
  8. Uygulama öncesi tüy dökücü kremler ve ya tüy sarartıcı ürünler kullanmayınız.
  9. Tedavi öncesinde veya seans aralarında bir ilaç kullanmaya başladığınızda mutlaka uzmanınızı bilgilendirmelisiniz. Özellikle epilasyon uygulaması için son 6 ay içinde Rouaccutane türevi ve herhangi bir akne ilacı kullanıyorsanız önce hekiminize danışmanız gerekmektedir.
  10. Lazer uygulaması yapılacak cildin temiz olması önemlidir. Makyaj yapmamanızı öneririz.
  11. İşleminiz sırasında mutlaka koruyucu gözlük takmanız gerekmektedir. Gözlerinizi lazer ışığından korumak için bir önlemdir.
  12. Adet dönemlerini zor geçiren bayanlar, adet döneminden sonra uygulama yapılmamasını tavsiye ederiz.
  13. Epilasyon öncesi solaryum, güneşlenmek ve güneş banyosu gibi işlemleri yaptırmamış olmanız gerekmektedir.
  14. 14 yaşını geçmiş her insanda uygulanabilir. Gerekli hormon testleri kontrol yapılması önemlidir.
  15. Yeni epilasyon seansınız da, sizin kıl yapınızın tıbbı açıdan olması gereken olgunlaşma evresi tamamlanmış olması da dikkat edilmelidir.

Vücut Analizi Nedir?

Beslenme ve diyet uzmanlarının ağzından sıkça duyduğunuz tedaviye başlamadan önce yapılan daha sonra rutin olarak tekrarlanan işlemin ismidir.

Birey bu analiz sonucunda vücut ağırlığı, kas-yağ-su oranları, bazal metabolizma hızı, metabolik yaşı, vücuttaki ödem miktarı gibi sonuçlar ile vücut yağ dokusu ve kas dokusunda meydana gelen değişiklikleri öğrenebilecektir. Kişinin şuan olduğu kilo ölçümlenir; yaşına ve boyuna göre olması gereken kilo ile kıyaslanır ve ideal süreç belirlenir.

Analiz işlemi 1 dk’dan daha kısa sürer. Ölçümden 24 saat öncesinde, ağır egzersiz yapmamak ve alkol almamak, ölçümden 3-4 saat öncesinde kafeinli içecek tüketmemek, sigara içmemek ve beslenmeye 2-3 saat kadar ara vermek ölçümün daha doğru yapılmasını sağlar.

Bu işlem ücretsiz olarak yapılmaktadır.
Sağlıklı ve hafif kalmanız dileğiyle…

Doublo Terapi ile Zamana Hükmedin!

Doublo Terapi, acısız, ağrısız, cerrahi operasyon gerekmeden tek seansta ciltte yenilenme sağlamaktadır.
Ses dalgaları ile uygulanan bir tedavi yöntemidir. Doublo Terapi yönteminde; odaklanmış yüksek yoğunluktaki ses dalgalarıyla cildin üst tabakasında herhangi bir hasar yaratmadan alt tabakalara akustik bir enerji gönderilmektedir. Oluşan termal etki ile alt tabakalar ısıtılarak cildin sıkılaşması ve gerginleşmesini sağlıyor.

Ultrasound dalgaları ile gençleşmeye yardımcı olan yöntemler, diğer teknolojilere göre gözle ve anında görülebilen sonuçlarıyla daha uzun süreli etkiye sahiptirler.

Doublo Terapi ile cerrahiye en yakın sonuçlar elde edilmektedir. Yöntem en çok 40-60 yaş aralığındaki kişilere uygulanmaktadır.
Doublo Terapi’nin klasik yüz germeden farkları ise; anestezi gerektirmeden uygulanması, cerrahi işlem gerektirmemesi, tek seansta, yan etkisiz, ağrısız, güvenilir ve uzun süreli sonuçlar elde edilmesidir.

Terapi sonrası yüz ve boyunda herhangi bir iz, ağrı, şişme, kızarıklık, morarma ve ya ödem gibi olumsuzluklar görülmemektedir.
Uygulama yüzde mimik, hissizlik ya da ifade kaybına yol açmadığı için kişinin doğal görüntüsünü de bozmamaktadır.
Aynı zamanda kalın boyunlu ve gıdı bölgesi yağlı kişilerdeki bu yağlı bölgelerde bir bedene kadar incelme de görülmektedir.
Uygulama yapılan bölgedeki sarkma ve kırışıklıklar büyük ölçüde yok olmaktadır. Ciltteki sıkılaşma, parlaklık ve göz kapağındaki kalkma (lifting etkisi) anında gözlemlenebilmektedir.

Uygulamanın uzman hekim tarafından yapılması çok önemlidir. Uzman hekim tarafından cilt kalınlığı analizi yapılması gerekmektedir.
Tedavinin etkinliği ortalama 1.5 -2 yıldır.

Doublo Terapi; tek seans ve işlemin yapılacağı alanın genişliğine bağlı olarak 45-60 dakika arasında seans süresi ile yapılan bir uygulamadır.
Uygulama sonrası ciltteki gerginlik, oluşacak etkinin % 25 ‘i olarak belirtilmekte, diğer kalan % 75 lik etki ise 90 gün (3 ay) içinde tamamlanmaktadır. Kişi hemen günlük yaşamına devam edebilmektedir.

Uygulama öncesi herhangi bir hazırlığa gerek yoktur. Ciltte herhangi bir kızarıklık ya da iz kalmadığı için, gün içerisinde herhangi bir saatte uygulanabilir.
Uygulama çoğu hastada tek seans olarak yeterliyken, ileri sarkması olan kişilerde 6 ay sonra 2. bir seansa ihtiyaç duyulabilir.
Cilt yüzeyiyle ilgili işlem yapılmadığından ve doku bütünlüğü bozulmadığından, güneşten korunma zorunluluğu yoktur. Bu yüzden Doublo Terapi yaz-kış yapılabilmektedir.

Lazer Lipoliz

Lazer Lipoliz

Lazer lipoliz, diod lazer ışını ile doğrudan yağ hücresinin zarının patlatılmasına dayalı bir yöntemdir. Vücut şekillendirme uygulamalarında oldukça yenilikçi bir tedavi olan lazer lipoliz bölgesel yağlanma ve cilt gevşekliği tedavisinde etkin olarak kullanılmaktadır. Basen, karın ve bel gibi bölgelerin yanı sıra yüz bölgesi, kol, bacak içleri, çene altı, bacak bölgesindeki yağlardan kanama olmadan tek seansta kurtulunabilir.

Bu yöntem cildin altında biriken yağları yok eder ve aynı zamanda ciltteki kolajen üretimini arttırarak cildin daha gergin ve genç görünmesini sağlar. Lazer lipoliz uygulamasından sonra hasta işine veya sosyal hayatına hemen dönebilir. Lazer Lipoliz uygulamaları genelde tek seansta uygulanmaktadır. Ancak yağlı dokunun hacmine ve cilt gevşekliğinin fazlalığına göre seans sayısı arttırılabilir. Lazer lipoliz uygulamasından sonra 5 gün kadar korse kullanılması yeterlidir.

Lazer lipoliz uygulamasından sonra hasta işine veya sosyal hayatına hemen dönebilir. Kısa sürede iyileşme sağlayan ve de bandajlama süresinin kısa olması lazer lipoliz uygulamasının avantajlarından biridir.

Lazer Lipoliz Nasıl Yapılır?

Öncelikle bölgesel fazlalık olan yerler işaretlenir ve lazer ışının çıkardığı ısı enerjisinden hastanın etkilenmemesi için tedavi edilecek bölgeye bölgesel uyuşturma yapılır. Yaklaşık olarak 10-15 dakikalık bekleme süresinin sonunda işlem yapılacak bölge iyice temizlenip, 1-2 mm lik bir kesi açılır. Bu kesiden lazer atımını yapacak olan fiberin içinden geçen 1 mm çapındaki kanül cilt altına sokulur. Bu kanül yardımı ile yağ birikimi olan bölgede lazer atışı yapılarak yağ hücreleri parçalanır.

Lazer lipoliz kimlere uygulanabilir?

Lazer lipoliz özellikle doğum sonrası kadınlar, bölgesel olarak; bacak, karın ve kalçada lokalize yağ kümelenmesi olanlar, selüliti olanlar da başarı oranı yüksektir. Lipoliz, vücutta bölgesel tedavi dışında yüz bölgesinde kırışıklıklar, yüz gençleştirme, saç dökülmelerinde de kullanılır. Birçok sağlık birimi tarafından onaylanmıştır.

Lazer lipolizi kimler yaptıramaz?

Karaciğer rahatsızlığı ve hepatit geçmişi olan hastalarımız için uygun değildir. Bu yüzden, lipoliz tedavisine başlanmadan önce karaciğer değerlerinin öğrenilmesi gerekir.

Sağlıklı Yaşam için, Kefir için!

Kefir, Kafkasya’da yaşayan kişiler tarafından sıklıkla tükettiği, sütün mayalandırılmasıyla elde dilen bir süt ürünüdür. Kıvam olarak bozaya, tat olarak da hafif ekşi ayrana benzemektedir. Kefir, besin değeri açısından yoğurt ve sütten üstündür. Kalori açısından ise eş değerdir.

Kefirde bulunan B grubu vitaminler, triptofan, magnezyum ve kalsiyum sayesinde içildikten sonra hafif bir gevşeme ve rahatlama hali vermektedir. Bu sebeple depresyon tedavisinde ve uykusuzlukta kullanılmaktadır.

Kefirin içeriğinde bulunan faydalı bakteriler, sağlığımız için önemlidir. Bu yararlı bakteriler, bağışıklık sistemimizi destekleyerek hastalıklardan korunmamıza yardımcı olur. Bağışıklığımızın %80’i bağırsaklarımızdadır. Başka bir deyişle “ BAĞIRSAKLARIMIZ SAĞLIKLIYSA, BİZ DE SAĞLIKLIYIZ.”

Kefirde bulunan faydalı bakteriler, bağırsakların daha iyi çalışmasını destekleyerek bağırsak hastalıklarının (ishal, kabızlık vb. ) önlenmesi ve tedavisinde yardımcıdır. Antibiyotik kullanan kişilerin, tedavi bittikten sonra kefir içmeleri bağırsakların kendisini yenilemesini sağlayacaktır.

Laktoz intoleransı olan bireyler kefiri rahatlıkla içebilir. Böylece süt ve yoğurttan alamadıkları kalsiyum, B grubu vitaminleri ve protein kefir sayesinde vücuda alınmış olur.

Kefir, hem çocuklar, hem de yetişkinler tarafından rahatlıkla tüketilebilir. Kefirin bilinen bir yan etkisi yoktur.

Kefirin tadından hoşlanmayanlar bal, tarçın,nane ekleyerek veya taze meyve ile blenderize ederek içebilir. Her gün 1-2 bardak içmekte fayda vardır.

Botoks Nedir?

Yaşlanma, stres, güneş etkileri, sigara, hava kirliliği, menopoz gibi daha pek çok faktör hücre düzeyinde serbest radikallerin üretimini hızlandırarak ciltteki kırışıklıkları arttırmaktadır. Yaşlanma kaçınılmazdır, ama etkilerini azaltmak ve ya geciktirmek sizin elinizdedir.

Botoks nedir?

Botoks; “Clostridium botulinum” isimli bakteriden elde edilen tıbbi bir proteindir. Bu protein, aslında çok uzun zamandır göz ve nörolojik hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Kırışıklıkları gidermek amacıyla ise 10 yıldır güvenli ve başarılı bir şekilde kozmetikte kullanıma girmiştir. Botoks; orta ve derin kırışıklıkları gidermede cerrahi olmayan, kozmetik bir ürün olarak kabul edilmektedir.

Hangi durumlarda botoks kullanmalıyız?

Nörolojide spastik kas problemlerinin giderilmesinde ve şaşılık gibi göz hastalıklarının tedavilerinde yıllardır uygulanmaktadır. Kozmetik dermatolojide ise özellikle cilt kırışıklıklarının azaltılması ve bazı kişilerde daha sık olarak görülebilen aşırı terlemelerin giderilmesi amaçları ile kullanılmaktadır.

Botoks kimlere uygulanabilir?

18-65 yaş arası herkese uygulanabilir. Özellikle yüz ve boyundaki kırışıklıkların tedavisinde kullanılır. Gebe ve emzirenlerde ise uygulanması önerilmez.

Botoks nasıl uygulanır?

Botoks tedavisi yaptırmayı düşünüyorsanız bu tedaviyle ilgili beklentilerinizi ve endişelerinizi doktorunuzla paylaşmalısınız. Doktorunuz bu tedaviyle alacağınız sonuçları sizinle paylaşacak böylece tedavinin başarısı tam olarak sağlanacaktır. Her hastanın tedavisi kendi kas yapısına ve cilt özelliklerine göre değişir ve planlanır.

  • İşlem öncesinde lokal anestezik bir krem sürülebilir.
  • Kişinin kas yapısı göz önüne alınarak belirlenen kırışıklık noktalarına çok ince uçlu iğnelerle küçük dozlarda enjeksiyon yapılır.
  • Tedavi genelde 10-15 dakika sürer ve uygulama sırasında minimal rahatsızlık hissedilir.
  • İlaç, yalnızca enjekte edilen bölgede etkilidir genel dolaşıma karışmaz.
  • Uygulamadan sonra iki hafta içinde beklenilen etki başlar.

Botoks ne sıklıkla yapılmalıdır?

Botoks etkisi tam olarak 6 sürmektedir. Fakat ideal olan 4-5 ayda bir yenilemektir.

Botoks etkisi geçince uygulanan bölgede deformasyon oluşur mu?

İstenmeyen herhangi bir deformasyon oluşmamaktadır. Sadece botoks yapılmadan önceki haline döner. Botoksun herhangi bir yan etkisi var mıdır? Botoksun bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur. Botoks benzeri ilaçların orijinal olmayanlarında alerji durumu oluşabilir. Fakat botoksun orjinalinde herhangi bir etki ile karşı karşıya kalınmaz. Kişiye özel doz, deneyimli bir hekim ve doğru ilaçla uygulanan botoks her zaman doğru etki yaratır.

Botoks en sık hangi bölgelere uygulanır?

  • Alındaki yatay çizgiler
  • İki kaş arasındaki çizgiler
  • Göz çevresi çizgileri
  • Ağız çevresindeki çizgiler
  • Boyun çizgileri

Deri ve Tırnak Mantarı Belirtisi ve Tedavisi

Mantarlar doğada, suda, toprakta ve canlılarda yaşayan mikro organizmalardır. İnsanlarda en sık bağırsak sistemi, deri, tırnak ve mukoza (ağız içi, makat ve vajina gibi) gibi bölgelerde yerleşirler. Hastalık yapmadan sessiz kalabildikleri gibi, vücut direnci düşen kimselerde kaşıntı, akıntı, ruh değişikliği, deride yaralar, tırnakta ayrışma ve kalınlaşma gibi belirtilere sebep olabilir.

Mantar hastalığının tedavisini deride oluştuğunda cilt hastalıkları doktoru üstlenir.

Tedavide ağızdan ilaç, deri ve tırnağa uygulanan ilaçlar kullanılır. Genellikle yerleşim yerine göre deride 1-2 ay, tırnakta ise 6-8 ay tedavi gerekir. Son yıllarda tırnak mantarlarında uygulanan lazer tedavileri çok başarılı sonuçlar vermektedir. Kliniğimizde bu amaçla ND Yag lazer kullanımı bulunmaktadır.

WhatsApp Hattı
Özlem Ateş Canlı Destek
Whatsapp üzerinden iletişime geçmek için aşağıdaki linke tıklayın!