Warning: "continue" targeting switch is equivalent to "break". Did you mean to use "continue 2"? in /home/ozle9604/public_html/wp-content/plugins/revslider/includes/operations.class.php on line 2758

Warning: "continue" targeting switch is equivalent to "break". Did you mean to use "continue 2"? in /home/ozle9604/public_html/wp-content/plugins/revslider/includes/operations.class.php on line 2762

Warning: "continue" targeting switch is equivalent to "break". Did you mean to use "continue 2"? in /home/ozle9604/public_html/wp-content/plugins/revslider/includes/output.class.php on line 3684
serkan – Sayfa 7 – Özlem Ateş
Altunizade Şub: +90 542 505 30 44
Ümraniye Şub: +90 542 505 30 44

Benim Ağrıyan Başım!!!

Migren gibi baş ağrıları herkesi etkileyebilir. Kadınlar erkeklerden 3 kat daha fazla migrene yatkındır. Migren ciddi baş ağrısıyla karakterize olmuş bir hastalıktır. Bulantı, kusma, ışığa duyarlılık, seslere ve kokulara duyarlılık gibi semptomları vardır.

Migren gibi baş ağrılarının sebepleri karmaşıktır ve iyi anlaşılamaz. Besinlerin içerisindeki bazı bileşenlerin-doğal ve ya katkı maddeli hiç fark etmez; migren gibi baş ağrılarını tetiklediği durumlar ortaya çıkabilir.

Trozin(peynir ve çikolatada), histamin(kırmızı şarapta), kafein(kahve ve kakaoda), benzoik asit(koruyucu), sodyum nitrat(tütsülenmiş besinlerde), monosodyum, glutamat ve alkol uyarıcı olabilir. Duyarlı kişiler sadece o yiyecekten ve ya içecekten değil, bu faktörlerin kombinasyonlarından da etkilenebilirler.

Kronik baş ağrılarınız varsa doktorunuza başvurmanızı önemle rica ederiz. Bu, baş ağrılarınızdan kurtulmak için ilk adımdır. Hangi besinlerin migren ataklarını başlattığına karar vermek istiyorsanız, yediklerinizin kaydını tutun.

Migren tanısı aldıysanız ve belirli besinlere duyarlıysanız bir diyetisyenden yardım almanız sizin için en iyisi olacaktır. Böylece doktorunuzun ve diyetisyeninizin kontrolü altında migren ve ya benzeri baş ağrılarıyla başa çıkabilirsiniz.

Süt Sağlığınız Olsun :)

Süt içtiğiniz zaman rahatsız oluyorsanız üzerine bir de şişkinlik yapıyorsa; sizin için nedenini ve çözüm yollarını araştırdık 🙂

Birçok kişi süt içtiği zaman rahatsız olduğundan, gaz şikayetlerinden bahseder. Bu durum ince bağırsağın yeteri kadar laktaz enzimi üretememesinden kaynaklanmaktadır. Laktaz, sütte bulunan laktoz denilen doğal şekeri sindiren enzimdir.

Bu sorunu gidermek için işte birkaç çözüm önerisi;

  • Az miktarda süt içmeye başlayın, zamanla yavaş yavaş artırarak bir su bardağı miktarına ulaşın.
  • Ayran, yoğurt, peynir ve ya kefiri tercih edin.
  • Laktozu azaltılmış sütleri deneyin.
  • Sütü gece yatarken içmeyi deneyin. Böylece gaz şikayetlerini uykuda olduğunuz için fazla hissetmezsiniz. Aynı zamanda yağ yakımına da yardımcı olacaktır.
  • Kalsiyumu yeterli derecede alabilmek için bazı koyu yapraklı sebzeleri tüketin. Fakat unutmayın ki en iyi kalsiyum kaynakları süt ve süt ürünleridir. Sütü az miktarda, kalsiyum ihtiyacını giderecek miktarda içtiğiniz sürece herhangi bir sorun ile karşı karşıya kalma riskiniz azalacaktır 🙂 Sizlere şimdiden afiyet olsun, sağlığınız bol olsun 🙂

Kış çayını denemediyseniz mutlaka deneyin

Kışın yaz aylarına göre daha çabuk grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklarla karşılaşırız. Bağışıklık sistemimiz bu aylarda düşmeye çoktan hazırdır. Bu yüzden sağlıklı beslenmeye haftada 1-2 gün balık yiyerek “omega 3” almaya, özellikle de bol limonlu bitki çayları tüketmeye özen gösterelim! Her gün bütün bitki çaylarını deneyemeyiz ve ya hepsinin birleşiminden ortaya çıkacak vitamini elde edemeyiz, bu yüzden en doğru adres kışın “kış çayı”dır. Hem içinizi ısıtır hem bağışıklık sisteminizi korur hem de metabolizmanızı düzene sokarak hızlanmasını sağlar. Hatta boğaz ağrınız varsa, halsizlik hissediyorsanız, grip olmaya doğru gidiyorsanız zencefilli, ballı ve limonlu bir kış çayı sizi kendinize getirecektir. Mutlaka deneyin 🙂

Malzemeleriniz;

  • 1 tutam ıhlamur
  • 1 çay kaşığı karanfil
  • 5-6 ayva yaprağı
  • 2 parça taze zencefil
  • 1 adet çubuk tarçın
  • 1 çay kaşığı tane karabiber

Bütün malzemeleri 4 bardak (800 ml) sıcak su ile birkaç dakika demleyip, 1 çay kaşığı bal ve limon da ilave ederek kış çayınızı içebilirsiniz.

Mide Şişkinliği ve Gaz Problemlerinde Beslenmemiz Nasıl Olmalı?

Sindirim problemlerinin başında mide yanması, peklik, gaz ve şişkinlik ilk sıralarda yer alıyor. Vücudunuzu rahatsız eden gaz ve şişkinlik günlük yaşamınızı olumsuz bir şeklide etkileyebilmektedir. Beslenme ile de ilişkili olan gaz ve şişkinlik problemlerinin birçok nedeni vardır. Mutlaka üstünde durulmalı ve beslenmeye dikkat edilmelidir. Şişkinlik ve gaz problemlerinin nedenlerini şu şekilde açıklayabiliriz;

  •  Mide ve bağırsak hastalıkları
  •  Sindirilmemiş besinler- besin intoleransları
  •  Kronik kabızlık-ishal
  •  İrritabl bağırsak sendromu

Gaz ve şişkinlik problemi yaşayan kişilerin öncelikli olarak yapması gereken bir gastroenterolog ile görüşüp sindirim sisteminde bir hastalık olup-olmadığını kontrol ettirmektedir. Ülser, İBS, gastrit, helicobakter ve kanser gibi durumlar çok ciddi hastalıklardır ve gaz-şişkinlik şikayetleri bu hastalıkların habercisi olabilir. İkincisi sindirilmeyen besinler de gaz ve şişkinliğe sebep olabilmektedir. Örneğin; sütü sindiren enzim laktazda problem varsa siz süt ve süt ürünleri tükettiğinizde sindirim tam anlamı ile tamamlanmaz ve gaz oluşur. Bu laktoz intoleransıdır. Bunun dışında da bazı durumlar şişkinlik ve gaza sebep olabilir;

  •  Çok hızlı yemek yemek
  •  Yemek yerken konuşmak, mideye hava kaçması
  •  Çok yüksek miktarda mayalı ( poğaça, ekmek v.b) besinler tüketmek
  •  Gazlı içecekleri fazla tüketmek
  •  Çok fazla miktarda çiğ yeşillik-sebze ve meyve tüketmek
  •  Yağlı yiyecekler-kızartma tüketmek
  •  Gereğinden fazla miktarda yemek tüketip, mideyi zorlamak
  •  Sıkı kemer ve beli sıkan kıyafetler giymek

Bu tür durumlarda uygulayacağınız beslenme programı aşağıda yazılanlar gibi olmalıdır;

Yavaş yavaş, en az 30 dk ya yayarak yemek sürenizi uzatın,

  •  Çok konuşmadan yemek yemeye çalışın,
  •  Hafif ( buharda, ızgara, haşlama) besinler tüketin,
  •  Lahana, karnabahar, bürüksel lahanası, biber tarzı besinler gaz yapabilir, bir süre bu tür sebzeleri tüketmeyin,
  •  Kurubaklagiller gaz yapabilir, kurubaklagiller yerine diğer gaz yapmayan sebze yemeklerini tercih edin,
  •  Çiğ sebze ve salata yerine iyi pişmiş, buharda ve ya haşlanmış sebzeleri tercih edin,
  •  Az az, sık sık, mideyi yormadan beslenin,
  •  Aralarda sakız çiğnemeyin,
  •  Asitli içecekler yerine limonata, su için,
  •  Süt çok fazla gaz yapıyorsa laktozsuz sütleri tüketmeyi deneyin,
  •  Çiğ meyve yemekte zorlanıyorsanız fırında pişirin veya komposto yapın,
  •  Mayalı gıdalar poğaça, muffin, şarap, bira tarzı gıda ve içeceklerden uzak durmaya özen gösterin 🙂

Bütün bunlara dikkat ettikten sonra midenizin rahatladığını ve vücudunuzun daha da hafiflediğini hissedeceksiniz 🙂

Anneler, babalar!! Çocuklarda sıvı tüketimi çok önemli!

Çocuklar yoğun aktiviteler sonucu oluşan ısı artışından bizlere göre daha çok etkilenirler. Böylece daha çok dehidratasyon (yoğun sıvı kaybı) riski taşırlar. Çünkü;

  •  Yetişkinler ve gençler kadar terleyemedikleri için, vücutlarının soğutma sistemi daha az etkindir.
  •  Egzersiz ve fazla hareket ile vücut ısısı daha çok artar.
  •  Sıcak havada egzersiz yaptıklarında adaptasyonları yetişkinler kadar hızlı olmaz.

Çocuklarımızı dehidratasyondan korumak için; fiziksel aktivite öncesi, sırası ve sonrasında ve gün içerisinde yeteri kadar sıvı tüketmeleri sağlanmalıdır. Düzenli olarak sıvı tüketme molaları verilmelidir. Çocuklar parkta oynuyor olsalar bile yanlarında mutlaka su bulundurmalılardır.

Kestane Balı Bir Mucize

Çocukluğumuzdan beri biliyoruz ki bal neredeyse her derde deva… Bir de kestane balı varmış, bu bal çeşidi için de mucize diyorlarmış… Peki neden?

Bal, bal arıları tarafından çeşitli çiçek, yaprak ve ağaçlardan toplanan nektarlardan üretilen tatlı bir besin maddesidir. Çok eski çağlardan günümüze kadar pek çok derde deva olduğuna inanılmakla birlikte yapılan epidemiyolojik ve deneysel çalışmalarda sindirim sistemi bozukluklarına, yaralara, kalp – damar hastalıklarına, özellikle üst solunum yolu hastalıklarına ve yaşlanmaya iyi geldiği gösterilmektedir.

Ülkemizde üretilen başlıca bal çeşitleri: Çam, kestane, geven, ıhlamur, pamuk, ayçiçeği, akasya, yonca, kavun, karahindiba, böğürtlen, meşe, ladin ve muhtelif çiçek ballarıdır. Tüm bunların içerisinde kestaneye özgü tadı ve kokusu olan, buruk ve birazcık da acı tadı bulunan kestane balı antiseptik ve antioksidan özelliği ile ön plana çıkmaktadır.

Kestane balındaki kalsiyum, potasyum, mangan ve bakır minerali çiçek balına göre çok daha fazla olmakla birlikte, yüksek oranda polifenolik madde içerdiğinden antioksidan aktiviteye de sahiptir. Kestane balı kasları kuvvetlendirici, kan dolaşımını düzenleyici, mide ve karaciğer yorgunluğunu giderici, bağışıklık sistemini güçlendirici etkiler gösterir.

Baş, göğüs ve karın ağrılarının giderilmesine, ağız yaralarının iyileştirilmesine, üst solunum yolu enfeksiyonlarının hafiflemesine yardımcı olur. Aynı zamanda çok iyi bir enerji kaynağıdır. Bu nedenle, zayıf ve iştahsız kişilerin, gün içerisinde fazla enerji harcayan kişilerin, enerji ihtiyaçlarını karşılamada çok etkili bir besindir.

Bağışıklı sistemini kuvvetlendir!

Her gün 1 çay kaşığı kullanılan kestane balı ve tarçın bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve vücudu bakteri ve virüs saldırılarına karşı korur.

Diş ağrılarını yok et!

Bir kaşık toz tarçın ve 5 tatlı kaşığı kestane balı karışımını ağrıyan dişinize sürebilirsiniz. Ağrı kesilene kadar günde üç defa uygulamanız önerilir.

Grip için birebir!

Bir araştırmaya göre kestane balı içerisindeki bir maddenin grip mikroplarını öldürdüğü ve hastaları gripten koruduğu saptanmıştır.

Dikkat “KANSER” !!!

Japonya ve Avustralya da yapılan bir araştırmada, mide ve kemik kanserleri üzerinde başarılı olduğu saptanmıştır. Bu tür kanserlere yakalanan hastalar günde bir kaşık kestane balı ve bir kaşık tarçını bir ay süreyle günde üç defa almalıdırlar.

Kalp hastalığı olanlar!!!

Kestane balı ve tarçınla bir karışım yapıp, her sabah çayın yanında bundan iki kaşık aldığımızda bu uygulama arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastaları kalp krizinden korur. Bu uygulama ile daha önce kalp krizi geçirmiş kişiler önlem almış olurlar. Bu uygulamayı düzenli olarak yapan kişilerde solunum güçlüğü ortadan kalkacak ve kalp atışları kuvvetlenecektir.

Mideni rahatlatır, mide ağrılarını hafifletir!

Kestane balı ve tarçın kürlerinin, mide ağrıları için olduğu kadar mide ülserleri için de yararlı olduğu saptanmıştır.

Gaz problemi olanlar!

Hindistan ve Japonya’da yapılan araştırmalar kestane balı ve tarçının midedeki gazı giderdiğini göstermiştir.

Saçlarınız size kalsın, saç dökülmesi için kullan!!

Sıcak zeytinyağı içerisine bir kaşık bal, bir tatlı kaşığı toz tarçın ilavesiyle elde edilen krem banyodan önce başa sürülür ve yaklaşık 15 dakika bekledikten sonra yıkanır. 5 dakikalık bir uygulama dahi etkili olabilir.

Cildinizi besleyin!

Tarçın ve bal maskesi cildinizi derinlemesine temizlerken, ergenlik dönemi ve strese bağlı olarak çıkan sivilceleri de tedavi ettiği gözlemlenmiştir. Haftada 2 gün uygulamanız yeterli olacaktır, yarım saat kadar cildinizde beklettikten sonra, cildinizi mutlaka ılık su ile durulayın. Aynı zamanda siyah noktaların temizliği için de etkili bir maskedir.

Malzemeler;

1 yemek kaşığı süzme bal 1 yemek kaşığı tarçın

Bal hiç zayıflatır mı 🙂 Zayıflamaya da yardım edermiş!

Bir bardak ılık su içerisine eşit miktarda kestane balı ve tarçın konup karıştırılır. (1 er tatlı kaşığı olabilir) Her gün kahvaltıdan yarım saat önce aç karnına ve yatmadan önce içilir. Düzenli uygulanırsa kilo verilir. Ayrıca bu karışım düzenli olarak içildiğinde, vücutta yağın birikmesine engel olur.

Kefirin Faydaları

Sizi muhteşem besin kefir ile tanıştıralım 🙂

Aynı zamanda kendi kefirinizi kendiniz yapabilin diye tarifimizi de gönül rahatlığı ile deneyebilirsiniz 🙂 Kefir özellikle son yıllarda gündeme gelen probiyotik ürünler arasında ilk sıralarda yer almaktadır.

Kefir, vücudun temel fonksiyonlarında ve çeşitli faaliyetlerinde kullanılan mineraller ve esansiyel amino asitler bakımından zengindir. Kefirde bulunan proteinler kısmi sindirimi yapılabilen ve bu nedenle vücut tarafından kolay değerlendirilebilen yapıdadır. Kefirde bol miktarda bulunan ve esansiyel amino asitlerden bir tanesi olan triptofanın, mineral maddelerden kalsiyum ve magnezyumun sinir sitemi üzerinde rahatlatıcı etkisi olduğu bilinmektedir.

Vücudumuzda en çok bulunan ikinci mineral fosfor, hücre gelişimi ve enerji ihtiyacının karşılanması için karbonhidratların, yağların ve proteinlerin kullanımında kolaylık sağlamaktadır. Kefir, B12, B1 ve K vitamini bakımdan da zengindir. Bu vitaminlerin yeterli oranda alınması durumunda gerek böbrek, karaciğer ve sinir sistemine gerekse deri rahatsızlıklarına sayısız fayda sağladığı bilinmektedir.

Kefir, hem çocuklar için hem de yetişkinler için süt ve yoğurda alternatif bir besindir. Ben hastalarıma günde iki bardak kefir içilmesini tavsiye ediyorum. Çünkü iki bardak kefirde; * 40 mg magnezyum * 350 mg fosfor * 560 mg potasyum * 400 mg kalsiyum ve daha birçok besin öğesi bulunmaktadır.

Her gün kefir mi alacağım marketten diyorsanız; kendi kefirinizi kendiniz yapmaya ne dersiniz?

Ben şahsen kefir taneleriyle yaklaşık 2 yıldır her gün düzenli olarak kefiri kendim yapıyorum. İki kavanoz dolusu kefir tanelerim var ve isteyen arkadaşlarıma, hastalarıma veriyorum.

Kefir yapmak çok kolaydır, fakat incelikleri vardır; kefir tanelerini bir cam kavanoza koyuyorsunuz sonra kavanoza oda sıcaklığındaki veya buzdolabı sıcaklığındaki sütü boşaltıyorsunuz.Kavanozun ağzını kapatıp karanlık bir yere koyuyorsunuz.

Mutfak eşyalarınızı koyduğunuz bir dolap olabilir. Kavanoz orada 24 saat duruyor. Sonrasında kavanozun içindeki kefiri başka bir kavanoza plastik süzgeçten geçirerek boşaltıyorsunuz. Bu aşamada tahta kaşıktan yardım alabilirsiniz. Asla metal süzgeç veya kaşık kullanmıyorsunuz, sonrasında ise gönül rahatlığı ile tüketebilirsiniz. Size şimdiden hem sağlık, hem de afiyet olsun 🙂

En zengin tatlı Aşure

Birçoğumuzun severek tükettiği aşure, diğer tatlılar gibi besin değeri az, enerji değeri yüksek bir tatlı değildir. Aşure, içinde bulunan vitaminler, mineraller ve protein nedeniyle besin değeri yüksek, özellikle çocuklar için önemli bir tatlıdır. Yörelere göre farklı içeriklere sahip olsa da, içeriğinde çeşitli tahıl, kuru ve yaş meyve, kurubaklagil, yağlı tohum çeşitleri gibi zengin vitamin ve mineralleri barındırır. Enerji ve besin öğeleri bakımından zengindir.

Bu yüzden enerjiye ihtiyacı olan çocuklar, gelişme dönemindeki ve günlük enerji ihtiyacı yüksek kişiler için çok iyi ve dengeli bir enerji kaynağıdır. Yüksek kalori içerdiği için kilo problemi, kronik hastalığı olanlar aşureyi doktor ve diyetisyenlerin önerdiği ölçüde tüketmelidir.

Bol posa içerir; kurubaklagil, incir, kuru kayısı gibi bağırsak hareketlerini hızlandıran besinler bulunduğu için kabızlık, hazımsızlık gibi problemlere çözüm niteliği taşır. Tamamen tahıl, kurubaklagil ve meyveden hazırlandığı için hiçbir şekilde hayvansal yağ-kolesterol içermez.

İçeriğine katılan tüm besleyici malzemeler sayesinde aşurede B2, B1, C, A vitamininin yanı sıra bol miktarda demir, çinko, fosfor, kalsiyum ve sodyum vardır.

İçinde fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar bulunur. Fındık, ceviz Q-3 başta olmak üzere demir, kalsiyum, E vitamini ve B grubu vitaminleri içerir. Aynı zamanda bitkisel protein de içerir; nohut, kuru fasulye, bakla, fındık gibi. Bitkisel protein çocuklar ve yaşlılar için oldukça önemlidir. İçeriğinde incir, kayısı, nar ve portakal gibi meyveler olduğu için bol C vitamini ve posa içeririr.

Bir kase aşurenin enerji ve besin değerleri; enerji 320 –350 kcal protein 8 gr yağ 5 gr karbonhidrat 85 gr A vitamini 350 IU demir 2,3 mg kalsiyum 68 mg B1 vitamini 0,3 mg B2 vitamini 0,03 mg niasin 1,6 mg dır.

Zengin içeriği ve besin-vitamin değeri yüksek olan aşure aşırıya kaçılmadığı sürece yeterli miktarda tüketilmelidir.

Metabolizmanızı 7 altın kuralda hızlandırın!

Metabolizma hızınız ideal kilonuzu korumanızın garantisidir. İyi çalışan bir metabolizmanız varsa, besinlerle aldığınız kalorileri yakar, kilonuzda artış yaşamazsınız. Ayrıca farkına varmadan aldığınız birkaç kiloyu vermekte de pek zorlanmazsınız.

Eğer dikkatli beslenmenize rağmen kilo alıyorsanız ve ya aldığınız kiloları vermekte fazlaca zorlanıyorsanız metabolik hızınız düşük olabilir.

İşte size metabolik hızınızı az da olsa yükseltmenize yardımcı birkaç etkili tüyo!

  • Kas kitlenizi artırın: Kaslarınızı güçlendiren egzersizler, günün yirmi dört saati siz çalışırken de dinlenme halindeyken de daha fazla kalori yakmanızı sağlar. Ne kadar çok kasa sahip olursanız, metabolizmanız o kadar hızlı çalışır. Kol kaslarınızı çalıştırmak için 2-3 kilogramlık ağırlıklar kaldırın (Büyük boy su dolu plastik bir su şişesi bile olabilir). Bu egzersizleri haftanın üç ve ya dört günü yaparsanız, fiziksel görünüşünüz kadar metabolizmanızın da hızlandığını fark edeceksiniz.
  • Öğün atlamayın, kalori alımınızı çok düşürmeyin: Eğer vücudunuz giderek daha az besin almaya yöneltilir ve bunu almaya alışırsa, enerjiyi korumak için metabolizmanızı yavaşlatacaktır. Zamanla aynı besinleri tüketseniz bile, vücudunuz aldığınız kalorileri yakıt olarak kullanabilmek için yavaşlayacak ve istemediğiniz kiloların bedeninize yapışmasına neden olacaktır. Kalori tüketiminiz için amacınızı saptadıktan sonra, bu kaloriyi 6 küçük öğüne ve ara öğünlere bölmelisiniz.
  • Diyetinizdeki protein miktarını arttırın: Yapılan araştırmalar proteinlerin, pankreas bezinden dolaşıma daha kolay ensülin verilmesine yardım ettiğini ortaya koymuştur. Sağlıklı bir kişi günde ortalama 70 gram ve daha fazla protein ile bu etkiyi sağlayabilir.
  • Haftanın en az 3-4 günü 45 dk-1 saat süre ile güçlü aerobik egzersiz yapın:Yaktığınız fazladan kaloriler ayda ½ kilogram kilo kaybetmenizi sağlayacaktır. Yürüyün, yüzün, dans edin…
  • Aktivitenizi iyi izleyin: Ne kadar çok hareket ederseniz, o kadar çok kalori yakarsınız! Yaşamınızda ve günlük aktivitelerinizde yapacağınız küçük değişiklikler her gün yaktığınız kalori miktarını arttırır. Bu tip değişiklikleri günlük yaşamınıza sadece 30 dakika ilave ettiğinizde her gün ortalama 100 kalori yakarsınız ve her ay verdiğiniz kilolara yenisini eklersiniz. Bu ufak değişiklikler her gün yoğun şekilde çalışıp 1000 kalori yakmanız kadar yarar sağlayacaktır.
  • Akşam yürüyüşlerini deneyin: Akşam yapılan aerobik egzersizleri ve ağırlık çalışmaları daha yararlı olabilir. Bazı kişilerin metabolizmaları gün sonunda çok fazla yavaşlar. Akşam yemeği öncesi yapılan 30 dakikalık aerobik aktivite ile metabolik hızınızı artırarak, 2-3 saat boyunca yüksek kalmasına yardımcı olur. Akşamları aç karnına çıkılacak 45dk-1 saatlik yürüyüşlere ne dersiniz?
  • Yeterli uyuyun: Uyku sorunu olanlar daha kolay kilo alıyor. Eğer gece atıştırmalarınız varsa uykusuzluk daha fazla kilo almanıza neden olur.

Kışın Doğru Beslen, Kilo Alma!

Uzman Diyetisyen Ali Fatih Babal UYARIYOR; Kışın Doğru Beslen, bol kazaklara güvenme, kilo alma!

🙂 Yaz bitti, elveda güneş, deniz ve kumsal. Elveda yazlık ev, bitmeyen gece eğlenceleri ve sıcak hava.

Merhaba, iş/ okul, soğuk hava, ıhlamur ve kışın gelen yorgunluk, halsizlik hissi…

Evet, bu sendromu sen de yaşıyorsun, biliyorum. Sen de çok iyi biliyorsun ki her güzel şeyin bir sonu var ama bil ki güzel günler yine gelecek, yine yazın güzelliklerini hep beraber yaşayacağız 🙂

Havalar soğudu, günler kısaldı artık upuzun geceler bizi bekliyor. Vücudunu, hem bedensel hem de zihinsel olarak kışa hazırlama vakti geldi.

Soğuk havalarda vücudumuz yağlanmak ister. Çünkü yağ tabakasının onu soğuktan koruyacağını düşünür. Bu davranışı içgüdüsel olarak yapar ve bu durum göbek, kalça olarak sana, fazla kilo olarak da tartıya yansır.

Kışın havanın erkenden kararması ve gece saatlerinin daha uzun olması seni biraz mutsuz edebilir ve sen mutluluğu yiyeceklerde bulabileceğini sanabilirsin. Sakın öyle bir hata yapma.

Yiyecekler seni mutlu edebilir gibi düşünsen de havalar ısınıp, daha ince kıyafetler giydiğinde üzülmene sebep olacak. İyisi mi sen bu kışı hiç yağlanmadan geçir. Nasıl mı? Tabi ki yeterli ve dengeli yani sağlıklı beslenerek ve egzersiz yaparak.

Sağlıklı beslenmenin mevsimi olmaz. Yaz kış her mevsim iyi beslenmelisin. Çünkü doğru beslenerek hastalıklara karşı vücudunu dirençli hale getirirsin, kalp hastalıkları, diyabet, kanser vb. hastalıklara yakalanma riskini azaltırsın ve kendini iyi hissedersin.

Bu yüzden, kış geceleri hafif beslenmeye çalış. Canın tatlı isteyebilir. Bu çok normal. Tatlı ihtiyacını karşılamak için hafif tatlılar yapmayı denemelisin. Doğru beslenirsen, bu kışı kilo almadan geçirebilirsin.

WhatsApp Hattı
Özlem Ateş Canlı Destek
Whatsapp üzerinden iletişime geçmek için aşağıdaki linke tıklayın!