Altunizade Şub: +90 542 505 30 44
Ümraniye Şub: +90 542 505 30 44

Vücut Analizi Nedir?

Beslenme ve diyet uzmanlarının ağzından sıkça duyduğunuz tedaviye başlamadan önce yapılan daha sonra rutin olarak tekrarlanan işlemin ismidir.

Birey bu analiz sonucunda vücut ağırlığı, kas-yağ-su oranları, bazal metabolizma hızı, metabolik yaşı, vücuttaki ödem miktarı gibi sonuçlar ile vücut yağ dokusu ve kas dokusunda meydana gelen değişiklikleri öğrenebilecektir. Kişinin şuan olduğu kilo ölçümlenir; yaşına ve boyuna göre olması gereken kilo ile kıyaslanır ve ideal süreç belirlenir.

Analiz işlemi 1 dk’dan daha kısa sürer. Ölçümden 24 saat öncesinde, ağır egzersiz yapmamak ve alkol almamak, ölçümden 3-4 saat öncesinde kafeinli içecek tüketmemek, sigara içmemek ve beslenmeye 2-3 saat kadar ara vermek ölçümün daha doğru yapılmasını sağlar.

Bu işlem ücretsiz olarak yapılmaktadır.
Sağlıklı ve hafif kalmanız dileğiyle…

Doublo Terapi ile Zamana Hükmedin!

Doublo Terapi, acısız, ağrısız, cerrahi operasyon gerekmeden tek seansta ciltte yenilenme sağlamaktadır.
Ses dalgaları ile uygulanan bir tedavi yöntemidir. Doublo Terapi yönteminde; odaklanmış yüksek yoğunluktaki ses dalgalarıyla cildin üst tabakasında herhangi bir hasar yaratmadan alt tabakalara akustik bir enerji gönderilmektedir. Oluşan termal etki ile alt tabakalar ısıtılarak cildin sıkılaşması ve gerginleşmesini sağlıyor.

Ultrasound dalgaları ile gençleşmeye yardımcı olan yöntemler, diğer teknolojilere göre gözle ve anında görülebilen sonuçlarıyla daha uzun süreli etkiye sahiptirler.

Doublo Terapi ile cerrahiye en yakın sonuçlar elde edilmektedir. Yöntem en çok 40-60 yaş aralığındaki kişilere uygulanmaktadır.
Doublo Terapi’nin klasik yüz germeden farkları ise; anestezi gerektirmeden uygulanması, cerrahi işlem gerektirmemesi, tek seansta, yan etkisiz, ağrısız, güvenilir ve uzun süreli sonuçlar elde edilmesidir.

Terapi sonrası yüz ve boyunda herhangi bir iz, ağrı, şişme, kızarıklık, morarma ve ya ödem gibi olumsuzluklar görülmemektedir.
Uygulama yüzde mimik, hissizlik ya da ifade kaybına yol açmadığı için kişinin doğal görüntüsünü de bozmamaktadır.
Aynı zamanda kalın boyunlu ve gıdı bölgesi yağlı kişilerdeki bu yağlı bölgelerde bir bedene kadar incelme de görülmektedir.
Uygulama yapılan bölgedeki sarkma ve kırışıklıklar büyük ölçüde yok olmaktadır. Ciltteki sıkılaşma, parlaklık ve göz kapağındaki kalkma (lifting etkisi) anında gözlemlenebilmektedir.

Uygulamanın uzman hekim tarafından yapılması çok önemlidir. Uzman hekim tarafından cilt kalınlığı analizi yapılması gerekmektedir.
Tedavinin etkinliği ortalama 1.5 -2 yıldır.

Doublo Terapi; tek seans ve işlemin yapılacağı alanın genişliğine bağlı olarak 45-60 dakika arasında seans süresi ile yapılan bir uygulamadır.
Uygulama sonrası ciltteki gerginlik, oluşacak etkinin % 25 ‘i olarak belirtilmekte, diğer kalan % 75 lik etki ise 90 gün (3 ay) içinde tamamlanmaktadır. Kişi hemen günlük yaşamına devam edebilmektedir.

Uygulama öncesi herhangi bir hazırlığa gerek yoktur. Ciltte herhangi bir kızarıklık ya da iz kalmadığı için, gün içerisinde herhangi bir saatte uygulanabilir.
Uygulama çoğu hastada tek seans olarak yeterliyken, ileri sarkması olan kişilerde 6 ay sonra 2. bir seansa ihtiyaç duyulabilir.
Cilt yüzeyiyle ilgili işlem yapılmadığından ve doku bütünlüğü bozulmadığından, güneşten korunma zorunluluğu yoktur. Bu yüzden Doublo Terapi yaz-kış yapılabilmektedir.

Lazer Lipoliz

Lazer Lipoliz

Lazer lipoliz, diod lazer ışını ile doğrudan yağ hücresinin zarının patlatılmasına dayalı bir yöntemdir. Vücut şekillendirme uygulamalarında oldukça yenilikçi bir tedavi olan lazer lipoliz bölgesel yağlanma ve cilt gevşekliği tedavisinde etkin olarak kullanılmaktadır. Basen, karın ve bel gibi bölgelerin yanı sıra yüz bölgesi, kol, bacak içleri, çene altı, bacak bölgesindeki yağlardan kanama olmadan tek seansta kurtulunabilir.

Bu yöntem cildin altında biriken yağları yok eder ve aynı zamanda ciltteki kolajen üretimini arttırarak cildin daha gergin ve genç görünmesini sağlar. Lazer lipoliz uygulamasından sonra hasta işine veya sosyal hayatına hemen dönebilir. Lazer Lipoliz uygulamaları genelde tek seansta uygulanmaktadır. Ancak yağlı dokunun hacmine ve cilt gevşekliğinin fazlalığına göre seans sayısı arttırılabilir. Lazer lipoliz uygulamasından sonra 5 gün kadar korse kullanılması yeterlidir.

Lazer lipoliz uygulamasından sonra hasta işine veya sosyal hayatına hemen dönebilir. Kısa sürede iyileşme sağlayan ve de bandajlama süresinin kısa olması lazer lipoliz uygulamasının avantajlarından biridir.

Lazer Lipoliz Nasıl Yapılır?

Öncelikle bölgesel fazlalık olan yerler işaretlenir ve lazer ışının çıkardığı ısı enerjisinden hastanın etkilenmemesi için tedavi edilecek bölgeye bölgesel uyuşturma yapılır. Yaklaşık olarak 10-15 dakikalık bekleme süresinin sonunda işlem yapılacak bölge iyice temizlenip, 1-2 mm lik bir kesi açılır. Bu kesiden lazer atımını yapacak olan fiberin içinden geçen 1 mm çapındaki kanül cilt altına sokulur. Bu kanül yardımı ile yağ birikimi olan bölgede lazer atışı yapılarak yağ hücreleri parçalanır.

Lazer lipoliz kimlere uygulanabilir?

Lazer lipoliz özellikle doğum sonrası kadınlar, bölgesel olarak; bacak, karın ve kalçada lokalize yağ kümelenmesi olanlar, selüliti olanlar da başarı oranı yüksektir. Lipoliz, vücutta bölgesel tedavi dışında yüz bölgesinde kırışıklıklar, yüz gençleştirme, saç dökülmelerinde de kullanılır. Birçok sağlık birimi tarafından onaylanmıştır.

Lazer lipolizi kimler yaptıramaz?

Karaciğer rahatsızlığı ve hepatit geçmişi olan hastalarımız için uygun değildir. Bu yüzden, lipoliz tedavisine başlanmadan önce karaciğer değerlerinin öğrenilmesi gerekir.

Sağlıklı Yaşam için, Kefir için!

Kefir, Kafkasya’da yaşayan kişiler tarafından sıklıkla tükettiği, sütün mayalandırılmasıyla elde dilen bir süt ürünüdür. Kıvam olarak bozaya, tat olarak da hafif ekşi ayrana benzemektedir. Kefir, besin değeri açısından yoğurt ve sütten üstündür. Kalori açısından ise eş değerdir.

Kefirde bulunan B grubu vitaminler, triptofan, magnezyum ve kalsiyum sayesinde içildikten sonra hafif bir gevşeme ve rahatlama hali vermektedir. Bu sebeple depresyon tedavisinde ve uykusuzlukta kullanılmaktadır.

Kefirin içeriğinde bulunan faydalı bakteriler, sağlığımız için önemlidir. Bu yararlı bakteriler, bağışıklık sistemimizi destekleyerek hastalıklardan korunmamıza yardımcı olur. Bağışıklığımızın %80’i bağırsaklarımızdadır. Başka bir deyişle “ BAĞIRSAKLARIMIZ SAĞLIKLIYSA, BİZ DE SAĞLIKLIYIZ.”

Kefirde bulunan faydalı bakteriler, bağırsakların daha iyi çalışmasını destekleyerek bağırsak hastalıklarının (ishal, kabızlık vb. ) önlenmesi ve tedavisinde yardımcıdır. Antibiyotik kullanan kişilerin, tedavi bittikten sonra kefir içmeleri bağırsakların kendisini yenilemesini sağlayacaktır.

Laktoz intoleransı olan bireyler kefiri rahatlıkla içebilir. Böylece süt ve yoğurttan alamadıkları kalsiyum, B grubu vitaminleri ve protein kefir sayesinde vücuda alınmış olur.

Kefir, hem çocuklar, hem de yetişkinler tarafından rahatlıkla tüketilebilir. Kefirin bilinen bir yan etkisi yoktur.

Kefirin tadından hoşlanmayanlar bal, tarçın,nane ekleyerek veya taze meyve ile blenderize ederek içebilir. Her gün 1-2 bardak içmekte fayda vardır.

Botoks Nedir?

Yaşlanma, stres, güneş etkileri, sigara, hava kirliliği, menopoz gibi daha pek çok faktör hücre düzeyinde serbest radikallerin üretimini hızlandırarak ciltteki kırışıklıkları arttırmaktadır. Yaşlanma kaçınılmazdır, ama etkilerini azaltmak ve ya geciktirmek sizin elinizdedir.

Botoks nedir?

Botoks; “Clostridium botulinum” isimli bakteriden elde edilen tıbbi bir proteindir. Bu protein, aslında çok uzun zamandır göz ve nörolojik hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Kırışıklıkları gidermek amacıyla ise 10 yıldır güvenli ve başarılı bir şekilde kozmetikte kullanıma girmiştir. Botoks; orta ve derin kırışıklıkları gidermede cerrahi olmayan, kozmetik bir ürün olarak kabul edilmektedir.

Hangi durumlarda botoks kullanmalıyız?

Nörolojide spastik kas problemlerinin giderilmesinde ve şaşılık gibi göz hastalıklarının tedavilerinde yıllardır uygulanmaktadır. Kozmetik dermatolojide ise özellikle cilt kırışıklıklarının azaltılması ve bazı kişilerde daha sık olarak görülebilen aşırı terlemelerin giderilmesi amaçları ile kullanılmaktadır.

Botoks kimlere uygulanabilir?

18-65 yaş arası herkese uygulanabilir. Özellikle yüz ve boyundaki kırışıklıkların tedavisinde kullanılır. Gebe ve emzirenlerde ise uygulanması önerilmez.

Botoks nasıl uygulanır?

Botoks tedavisi yaptırmayı düşünüyorsanız bu tedaviyle ilgili beklentilerinizi ve endişelerinizi doktorunuzla paylaşmalısınız. Doktorunuz bu tedaviyle alacağınız sonuçları sizinle paylaşacak böylece tedavinin başarısı tam olarak sağlanacaktır. Her hastanın tedavisi kendi kas yapısına ve cilt özelliklerine göre değişir ve planlanır.

  • İşlem öncesinde lokal anestezik bir krem sürülebilir.
  • Kişinin kas yapısı göz önüne alınarak belirlenen kırışıklık noktalarına çok ince uçlu iğnelerle küçük dozlarda enjeksiyon yapılır.
  • Tedavi genelde 10-15 dakika sürer ve uygulama sırasında minimal rahatsızlık hissedilir.
  • İlaç, yalnızca enjekte edilen bölgede etkilidir genel dolaşıma karışmaz.
  • Uygulamadan sonra iki hafta içinde beklenilen etki başlar.

Botoks ne sıklıkla yapılmalıdır?

Botoks etkisi tam olarak 6 sürmektedir. Fakat ideal olan 4-5 ayda bir yenilemektir.

Botoks etkisi geçince uygulanan bölgede deformasyon oluşur mu?

İstenmeyen herhangi bir deformasyon oluşmamaktadır. Sadece botoks yapılmadan önceki haline döner. Botoksun herhangi bir yan etkisi var mıdır? Botoksun bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur. Botoks benzeri ilaçların orijinal olmayanlarında alerji durumu oluşabilir. Fakat botoksun orjinalinde herhangi bir etki ile karşı karşıya kalınmaz. Kişiye özel doz, deneyimli bir hekim ve doğru ilaçla uygulanan botoks her zaman doğru etki yaratır.

Botoks en sık hangi bölgelere uygulanır?

  • Alındaki yatay çizgiler
  • İki kaş arasındaki çizgiler
  • Göz çevresi çizgileri
  • Ağız çevresindeki çizgiler
  • Boyun çizgileri

Deri ve Tırnak Mantarı Belirtisi ve Tedavisi

Mantarlar doğada, suda, toprakta ve canlılarda yaşayan mikro organizmalardır. İnsanlarda en sık bağırsak sistemi, deri, tırnak ve mukoza (ağız içi, makat ve vajina gibi) gibi bölgelerde yerleşirler. Hastalık yapmadan sessiz kalabildikleri gibi, vücut direnci düşen kimselerde kaşıntı, akıntı, ruh değişikliği, deride yaralar, tırnakta ayrışma ve kalınlaşma gibi belirtilere sebep olabilir.

Mantar hastalığının tedavisini deride oluştuğunda cilt hastalıkları doktoru üstlenir.

Tedavide ağızdan ilaç, deri ve tırnağa uygulanan ilaçlar kullanılır. Genellikle yerleşim yerine göre deride 1-2 ay, tırnakta ise 6-8 ay tedavi gerekir. Son yıllarda tırnak mantarlarında uygulanan lazer tedavileri çok başarılı sonuçlar vermektedir. Kliniğimizde bu amaçla ND Yag lazer kullanımı bulunmaktadır.

PRP Nedir?

  • PRP ( Plateletten zengin Plazma) sizin kendi kanınızda bulunan trombositleri ve trombositlerin sahip olduğu iyileştirmeyi sağlayan Growth (Büyüme) faktörlerini konsantre bir şekilde içeren plazmadır.
  • Kişinin kendi kanı alınarak santrifüj edildiğinde, üç tabakaya ayrılır.

Görüldüğü gibi trombositler ortadaki buffy coat tabakasında yoğunlaşmıştır, Prp’nin anahtar kısmı bu tabakadır.

PRP ve Trombositler neden önemlidir?

Prp içerdiği plazma proteinleri, trombositlerin salgıladığı büyüme faktörleri, ve sitokinler gibi aktif biyo molekülleri sayesinde hücre yenilenmesini ve hasarlı dokuların iyileşmesini sağlar. Prp içindeki milyonlarca büyüme faktörünün aktivasyonu ile yaşlı hücreler restore edilir, yeni hücreler oluşturulur, kollojen ve elastin sentezi arttırılır, böylece cilt kendi kanınızdaki iyileştirici faktörlerin etkisi ile doğal olarak yenilenmiş olur.

PRP KİT Nerede ve Nasıl Uygulanır?

PRP tedavisi hastadan kan alınmasıyla başlamaktadır.

Hastadan alınan 13 cc kan ve önceden hazırlanmış 2 cc antikuagulant’lı enjektörle özel steril PRP kitine aktarılır. Uygulama toplamda 10 dakikayı geçmemektedir. PRP sistemi tamamen kapalı ve steril olduğundan muayenehane ortamında dahi sağlıklı bir şekilde uygulanabilmektedir.

Nelere Dikkat Edilmeli?

PRP uygulamaları öncesi ve sonrasında aşağıdaki hususları hekiminize danışabilirsiniz. Bu bilgiler hekim tavsiyesinin yerine geçmez: PRP işleminden önce hastanın kan sulandırıcı ilaçları (Warfarin, Aspirin), hormon ilaçlarını ve grip tedavisinde kullanılan ilaçları almaması gerekmektedir.

  • Trombositopenisi, hipofibrinojenemisi, sepsis, akut ve kronik enfeksiyonu, kronik karaciğer patolojisi olan hastalar ile kanserli ya da kanser tedavisi görmüş hastalar PRP tedavisi için uygun değildir.
  • PRP işleminden sonra da hastanın kan sulandırıcı, ilaçları bir süre kullanmaması önerilir.
  • Ortopedi ve spor yaralanmalarında PRP tedavisinden sonra hekimin uygun gördüğü fizik tedavi uygulamalarına ise devam edilmesi tavsiye edilir.
  • Cilt uygulamalarında PRP tedavisinden sonra uygulama günü makyaj yapılmaması,uygulama bölgesinin ve kimyasal hiçbir maddenin kullanılmaması önerilir.
  • PRP uygulamasından sonra pıhtı oluşumu olmaması için hastaların 7 gün süresince uçuş yapmamaları önerilir.

Sivilce ve Sivilce İzlerinde Kalıcı Çözüm

Sivilce, buluğ çağından sonra toplumun her kesimini ilgilendiren bir sağlık ve estetik sorunudur. Sivilcenin genel de yiyeceklerden dolayı oluştuğu bilinir. Özellikle, gençlik sivilcelerinde en önemli nedenler; genetik yapı, hormonlar ve strestir. Stres aynı zamanda farkında olmadan sıkma, oynama ve kabuk koparma gibi davranışlara da sebep olur böylece sivilce izlerinde oluşum ve artma gözlemlenir.

Sivilce ve sivilce izlerinin en doğru tedavisi bir dermatolog gözetiminde yapılmasıdır. Türüne ve ağırlık derecesine göre siyah noktadan derin kistlere kadar varan durumlarda ağızdan ve ya cilde uygulanan çeşitli tedavilerle bir program çerçevesinde sonuca gidilir. Tabiki tedaviden önce dermatoloğunuz tarafından doğru bir cilt analizi yapılması gerekir.

Tedavi süreleri cildin hassasiyetine ve ve uygulama yapılacak bölgenin durumuna göre 2-6 ay arasında değişir. Cildin doğal dengesi geri kazandırılarak tedavi sonunda bu süreç kişinin kendi bakımı ile devam etmektedir. Böylece kalıcı çözüm sağlanacaktır. Bazı durumlarda da gerekirse kimyasal peeling, lazer, dermaroller ve mezoterapiden de faydalanılmaktadır.

Kilo vermede 4 altın kural!

Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; Eğer insanlığın kilo problemi çözülseydi; Alkol dışı karaciğer yağlanmasının %90’ında, Kalp-damar hastalıklarının %82’sinde, Tip 2 diyabetin %82’sinde, Gut hastalığının %77’sinde, ve kişinin yaşam kalitesinde %95 oranında iyileşme olacaktı.

Kilo Vermede 4 Altın Kural

1.Az yiyerek değil, sağlıklı beslenerek kilo verin.

Yeterli ve dengeli beslenerek, aç kalmadan, sağlıklı bir şekilde kilo verilmelidir. Hızlı kilo vermek için moda diyetler uygulamak, uzun vadede kilo alımına neden olmaktadır. Unutmayın ki ‟diyet kişiye özeldir”.

2. Yeterli sıvı alın.

Yeterli sıvı alımı, midede hacim oluşturarak iştahı kontrol altına alır ve kilo vermeyi kolaylaştırır. Her yemekten önce 1-2 bardak su içmeyi alışkanlık haline getiriniz. En doğru miktar, kilogram başına 30 ml su şeklindedir.

3. Ara öğünler yapın.

Ara öğünler, iki ana öğün arası iştahı kontrol altına alarak bir sonraki öğünde daha az yemeye yardımcı olur ve böylece ciddi bir açlık yaşamamış olursunuz. Ara öğünlerde süt, meyve, kuruyemiş vb. besinler tüketilebilir.

4. Yeterli egzersiz yapın.

Kilo vermenin olmazsa olmazlarından biri, egzersizdir. Egzersiz, kasları kuvvetlendirerek metabolizmayı hızlandırır ve kilo vermeyi kolaylaştırır. Size en uygun egzersiz planı için antrenörlere danışınız.

WhatsApp Hattı
Özlem Ateş Canlı Destek
Whatsapp üzerinden iletişime geçmek için aşağıdaki linke tıklayın!