Altunizade Şub: +90 542 505 30 44
Ümraniye Şub: +90 542 505 30 44

Anneler, babalar!! Çocuklarda sıvı tüketimi çok önemli!

Çocuklar yoğun aktiviteler sonucu oluşan ısı artışından bizlere göre daha çok etkilenirler. Böylece daha çok dehidratasyon (yoğun sıvı kaybı) riski taşırlar. Çünkü;

  •  Yetişkinler ve gençler kadar terleyemedikleri için, vücutlarının soğutma sistemi daha az etkindir.
  •  Egzersiz ve fazla hareket ile vücut ısısı daha çok artar.
  •  Sıcak havada egzersiz yaptıklarında adaptasyonları yetişkinler kadar hızlı olmaz.

Çocuklarımızı dehidratasyondan korumak için; fiziksel aktivite öncesi, sırası ve sonrasında ve gün içerisinde yeteri kadar sıvı tüketmeleri sağlanmalıdır. Düzenli olarak sıvı tüketme molaları verilmelidir. Çocuklar parkta oynuyor olsalar bile yanlarında mutlaka su bulundurmalılardır.

Kestane Balı Bir Mucize

Çocukluğumuzdan beri biliyoruz ki bal neredeyse her derde deva… Bir de kestane balı varmış, bu bal çeşidi için de mucize diyorlarmış… Peki neden?

Bal, bal arıları tarafından çeşitli çiçek, yaprak ve ağaçlardan toplanan nektarlardan üretilen tatlı bir besin maddesidir. Çok eski çağlardan günümüze kadar pek çok derde deva olduğuna inanılmakla birlikte yapılan epidemiyolojik ve deneysel çalışmalarda sindirim sistemi bozukluklarına, yaralara, kalp – damar hastalıklarına, özellikle üst solunum yolu hastalıklarına ve yaşlanmaya iyi geldiği gösterilmektedir.

Ülkemizde üretilen başlıca bal çeşitleri: Çam, kestane, geven, ıhlamur, pamuk, ayçiçeği, akasya, yonca, kavun, karahindiba, böğürtlen, meşe, ladin ve muhtelif çiçek ballarıdır. Tüm bunların içerisinde kestaneye özgü tadı ve kokusu olan, buruk ve birazcık da acı tadı bulunan kestane balı antiseptik ve antioksidan özelliği ile ön plana çıkmaktadır.

Kestane balındaki kalsiyum, potasyum, mangan ve bakır minerali çiçek balına göre çok daha fazla olmakla birlikte, yüksek oranda polifenolik madde içerdiğinden antioksidan aktiviteye de sahiptir. Kestane balı kasları kuvvetlendirici, kan dolaşımını düzenleyici, mide ve karaciğer yorgunluğunu giderici, bağışıklık sistemini güçlendirici etkiler gösterir.

Baş, göğüs ve karın ağrılarının giderilmesine, ağız yaralarının iyileştirilmesine, üst solunum yolu enfeksiyonlarının hafiflemesine yardımcı olur. Aynı zamanda çok iyi bir enerji kaynağıdır. Bu nedenle, zayıf ve iştahsız kişilerin, gün içerisinde fazla enerji harcayan kişilerin, enerji ihtiyaçlarını karşılamada çok etkili bir besindir.

Bağışıklı sistemini kuvvetlendir!

Her gün 1 çay kaşığı kullanılan kestane balı ve tarçın bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve vücudu bakteri ve virüs saldırılarına karşı korur.

Diş ağrılarını yok et!

Bir kaşık toz tarçın ve 5 tatlı kaşığı kestane balı karışımını ağrıyan dişinize sürebilirsiniz. Ağrı kesilene kadar günde üç defa uygulamanız önerilir.

Grip için birebir!

Bir araştırmaya göre kestane balı içerisindeki bir maddenin grip mikroplarını öldürdüğü ve hastaları gripten koruduğu saptanmıştır.

Dikkat “KANSER” !!!

Japonya ve Avustralya da yapılan bir araştırmada, mide ve kemik kanserleri üzerinde başarılı olduğu saptanmıştır. Bu tür kanserlere yakalanan hastalar günde bir kaşık kestane balı ve bir kaşık tarçını bir ay süreyle günde üç defa almalıdırlar.

Kalp hastalığı olanlar!!!

Kestane balı ve tarçınla bir karışım yapıp, her sabah çayın yanında bundan iki kaşık aldığımızda bu uygulama arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastaları kalp krizinden korur. Bu uygulama ile daha önce kalp krizi geçirmiş kişiler önlem almış olurlar. Bu uygulamayı düzenli olarak yapan kişilerde solunum güçlüğü ortadan kalkacak ve kalp atışları kuvvetlenecektir.

Mideni rahatlatır, mide ağrılarını hafifletir!

Kestane balı ve tarçın kürlerinin, mide ağrıları için olduğu kadar mide ülserleri için de yararlı olduğu saptanmıştır.

Gaz problemi olanlar!

Hindistan ve Japonya’da yapılan araştırmalar kestane balı ve tarçının midedeki gazı giderdiğini göstermiştir.

Saçlarınız size kalsın, saç dökülmesi için kullan!!

Sıcak zeytinyağı içerisine bir kaşık bal, bir tatlı kaşığı toz tarçın ilavesiyle elde edilen krem banyodan önce başa sürülür ve yaklaşık 15 dakika bekledikten sonra yıkanır. 5 dakikalık bir uygulama dahi etkili olabilir.

Cildinizi besleyin!

Tarçın ve bal maskesi cildinizi derinlemesine temizlerken, ergenlik dönemi ve strese bağlı olarak çıkan sivilceleri de tedavi ettiği gözlemlenmiştir. Haftada 2 gün uygulamanız yeterli olacaktır, yarım saat kadar cildinizde beklettikten sonra, cildinizi mutlaka ılık su ile durulayın. Aynı zamanda siyah noktaların temizliği için de etkili bir maskedir.

Malzemeler;

1 yemek kaşığı süzme bal 1 yemek kaşığı tarçın

Bal hiç zayıflatır mı 🙂 Zayıflamaya da yardım edermiş!

Bir bardak ılık su içerisine eşit miktarda kestane balı ve tarçın konup karıştırılır. (1 er tatlı kaşığı olabilir) Her gün kahvaltıdan yarım saat önce aç karnına ve yatmadan önce içilir. Düzenli uygulanırsa kilo verilir. Ayrıca bu karışım düzenli olarak içildiğinde, vücutta yağın birikmesine engel olur.

Kefirin Faydaları

Sizi muhteşem besin kefir ile tanıştıralım 🙂

Aynı zamanda kendi kefirinizi kendiniz yapabilin diye tarifimizi de gönül rahatlığı ile deneyebilirsiniz 🙂 Kefir özellikle son yıllarda gündeme gelen probiyotik ürünler arasında ilk sıralarda yer almaktadır.

Kefir, vücudun temel fonksiyonlarında ve çeşitli faaliyetlerinde kullanılan mineraller ve esansiyel amino asitler bakımından zengindir. Kefirde bulunan proteinler kısmi sindirimi yapılabilen ve bu nedenle vücut tarafından kolay değerlendirilebilen yapıdadır. Kefirde bol miktarda bulunan ve esansiyel amino asitlerden bir tanesi olan triptofanın, mineral maddelerden kalsiyum ve magnezyumun sinir sitemi üzerinde rahatlatıcı etkisi olduğu bilinmektedir.

Vücudumuzda en çok bulunan ikinci mineral fosfor, hücre gelişimi ve enerji ihtiyacının karşılanması için karbonhidratların, yağların ve proteinlerin kullanımında kolaylık sağlamaktadır. Kefir, B12, B1 ve K vitamini bakımdan da zengindir. Bu vitaminlerin yeterli oranda alınması durumunda gerek böbrek, karaciğer ve sinir sistemine gerekse deri rahatsızlıklarına sayısız fayda sağladığı bilinmektedir.

Kefir, hem çocuklar için hem de yetişkinler için süt ve yoğurda alternatif bir besindir. Ben hastalarıma günde iki bardak kefir içilmesini tavsiye ediyorum. Çünkü iki bardak kefirde; * 40 mg magnezyum * 350 mg fosfor * 560 mg potasyum * 400 mg kalsiyum ve daha birçok besin öğesi bulunmaktadır.

Her gün kefir mi alacağım marketten diyorsanız; kendi kefirinizi kendiniz yapmaya ne dersiniz?

Ben şahsen kefir taneleriyle yaklaşık 2 yıldır her gün düzenli olarak kefiri kendim yapıyorum. İki kavanoz dolusu kefir tanelerim var ve isteyen arkadaşlarıma, hastalarıma veriyorum.

Kefir yapmak çok kolaydır, fakat incelikleri vardır; kefir tanelerini bir cam kavanoza koyuyorsunuz sonra kavanoza oda sıcaklığındaki veya buzdolabı sıcaklığındaki sütü boşaltıyorsunuz.Kavanozun ağzını kapatıp karanlık bir yere koyuyorsunuz.

Mutfak eşyalarınızı koyduğunuz bir dolap olabilir. Kavanoz orada 24 saat duruyor. Sonrasında kavanozun içindeki kefiri başka bir kavanoza plastik süzgeçten geçirerek boşaltıyorsunuz. Bu aşamada tahta kaşıktan yardım alabilirsiniz. Asla metal süzgeç veya kaşık kullanmıyorsunuz, sonrasında ise gönül rahatlığı ile tüketebilirsiniz. Size şimdiden hem sağlık, hem de afiyet olsun 🙂

En zengin tatlı Aşure

Birçoğumuzun severek tükettiği aşure, diğer tatlılar gibi besin değeri az, enerji değeri yüksek bir tatlı değildir. Aşure, içinde bulunan vitaminler, mineraller ve protein nedeniyle besin değeri yüksek, özellikle çocuklar için önemli bir tatlıdır. Yörelere göre farklı içeriklere sahip olsa da, içeriğinde çeşitli tahıl, kuru ve yaş meyve, kurubaklagil, yağlı tohum çeşitleri gibi zengin vitamin ve mineralleri barındırır. Enerji ve besin öğeleri bakımından zengindir.

Bu yüzden enerjiye ihtiyacı olan çocuklar, gelişme dönemindeki ve günlük enerji ihtiyacı yüksek kişiler için çok iyi ve dengeli bir enerji kaynağıdır. Yüksek kalori içerdiği için kilo problemi, kronik hastalığı olanlar aşureyi doktor ve diyetisyenlerin önerdiği ölçüde tüketmelidir.

Bol posa içerir; kurubaklagil, incir, kuru kayısı gibi bağırsak hareketlerini hızlandıran besinler bulunduğu için kabızlık, hazımsızlık gibi problemlere çözüm niteliği taşır. Tamamen tahıl, kurubaklagil ve meyveden hazırlandığı için hiçbir şekilde hayvansal yağ-kolesterol içermez.

İçeriğine katılan tüm besleyici malzemeler sayesinde aşurede B2, B1, C, A vitamininin yanı sıra bol miktarda demir, çinko, fosfor, kalsiyum ve sodyum vardır.

İçinde fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar bulunur. Fındık, ceviz Q-3 başta olmak üzere demir, kalsiyum, E vitamini ve B grubu vitaminleri içerir. Aynı zamanda bitkisel protein de içerir; nohut, kuru fasulye, bakla, fındık gibi. Bitkisel protein çocuklar ve yaşlılar için oldukça önemlidir. İçeriğinde incir, kayısı, nar ve portakal gibi meyveler olduğu için bol C vitamini ve posa içeririr.

Bir kase aşurenin enerji ve besin değerleri; enerji 320 –350 kcal protein 8 gr yağ 5 gr karbonhidrat 85 gr A vitamini 350 IU demir 2,3 mg kalsiyum 68 mg B1 vitamini 0,3 mg B2 vitamini 0,03 mg niasin 1,6 mg dır.

Zengin içeriği ve besin-vitamin değeri yüksek olan aşure aşırıya kaçılmadığı sürece yeterli miktarda tüketilmelidir.

Metabolizmanızı 7 altın kuralda hızlandırın!

Metabolizma hızınız ideal kilonuzu korumanızın garantisidir. İyi çalışan bir metabolizmanız varsa, besinlerle aldığınız kalorileri yakar, kilonuzda artış yaşamazsınız. Ayrıca farkına varmadan aldığınız birkaç kiloyu vermekte de pek zorlanmazsınız.

Eğer dikkatli beslenmenize rağmen kilo alıyorsanız ve ya aldığınız kiloları vermekte fazlaca zorlanıyorsanız metabolik hızınız düşük olabilir.

İşte size metabolik hızınızı az da olsa yükseltmenize yardımcı birkaç etkili tüyo!

  • Kas kitlenizi artırın: Kaslarınızı güçlendiren egzersizler, günün yirmi dört saati siz çalışırken de dinlenme halindeyken de daha fazla kalori yakmanızı sağlar. Ne kadar çok kasa sahip olursanız, metabolizmanız o kadar hızlı çalışır. Kol kaslarınızı çalıştırmak için 2-3 kilogramlık ağırlıklar kaldırın (Büyük boy su dolu plastik bir su şişesi bile olabilir). Bu egzersizleri haftanın üç ve ya dört günü yaparsanız, fiziksel görünüşünüz kadar metabolizmanızın da hızlandığını fark edeceksiniz.
  • Öğün atlamayın, kalori alımınızı çok düşürmeyin: Eğer vücudunuz giderek daha az besin almaya yöneltilir ve bunu almaya alışırsa, enerjiyi korumak için metabolizmanızı yavaşlatacaktır. Zamanla aynı besinleri tüketseniz bile, vücudunuz aldığınız kalorileri yakıt olarak kullanabilmek için yavaşlayacak ve istemediğiniz kiloların bedeninize yapışmasına neden olacaktır. Kalori tüketiminiz için amacınızı saptadıktan sonra, bu kaloriyi 6 küçük öğüne ve ara öğünlere bölmelisiniz.
  • Diyetinizdeki protein miktarını arttırın: Yapılan araştırmalar proteinlerin, pankreas bezinden dolaşıma daha kolay ensülin verilmesine yardım ettiğini ortaya koymuştur. Sağlıklı bir kişi günde ortalama 70 gram ve daha fazla protein ile bu etkiyi sağlayabilir.
  • Haftanın en az 3-4 günü 45 dk-1 saat süre ile güçlü aerobik egzersiz yapın:Yaktığınız fazladan kaloriler ayda ½ kilogram kilo kaybetmenizi sağlayacaktır. Yürüyün, yüzün, dans edin…
  • Aktivitenizi iyi izleyin: Ne kadar çok hareket ederseniz, o kadar çok kalori yakarsınız! Yaşamınızda ve günlük aktivitelerinizde yapacağınız küçük değişiklikler her gün yaktığınız kalori miktarını arttırır. Bu tip değişiklikleri günlük yaşamınıza sadece 30 dakika ilave ettiğinizde her gün ortalama 100 kalori yakarsınız ve her ay verdiğiniz kilolara yenisini eklersiniz. Bu ufak değişiklikler her gün yoğun şekilde çalışıp 1000 kalori yakmanız kadar yarar sağlayacaktır.
  • Akşam yürüyüşlerini deneyin: Akşam yapılan aerobik egzersizleri ve ağırlık çalışmaları daha yararlı olabilir. Bazı kişilerin metabolizmaları gün sonunda çok fazla yavaşlar. Akşam yemeği öncesi yapılan 30 dakikalık aerobik aktivite ile metabolik hızınızı artırarak, 2-3 saat boyunca yüksek kalmasına yardımcı olur. Akşamları aç karnına çıkılacak 45dk-1 saatlik yürüyüşlere ne dersiniz?
  • Yeterli uyuyun: Uyku sorunu olanlar daha kolay kilo alıyor. Eğer gece atıştırmalarınız varsa uykusuzluk daha fazla kilo almanıza neden olur.

Kışın Doğru Beslen, Kilo Alma!

Uzman Diyetisyen Ali Fatih Babal UYARIYOR; Kışın Doğru Beslen, bol kazaklara güvenme, kilo alma!

🙂 Yaz bitti, elveda güneş, deniz ve kumsal. Elveda yazlık ev, bitmeyen gece eğlenceleri ve sıcak hava.

Merhaba, iş/ okul, soğuk hava, ıhlamur ve kışın gelen yorgunluk, halsizlik hissi…

Evet, bu sendromu sen de yaşıyorsun, biliyorum. Sen de çok iyi biliyorsun ki her güzel şeyin bir sonu var ama bil ki güzel günler yine gelecek, yine yazın güzelliklerini hep beraber yaşayacağız 🙂

Havalar soğudu, günler kısaldı artık upuzun geceler bizi bekliyor. Vücudunu, hem bedensel hem de zihinsel olarak kışa hazırlama vakti geldi.

Soğuk havalarda vücudumuz yağlanmak ister. Çünkü yağ tabakasının onu soğuktan koruyacağını düşünür. Bu davranışı içgüdüsel olarak yapar ve bu durum göbek, kalça olarak sana, fazla kilo olarak da tartıya yansır.

Kışın havanın erkenden kararması ve gece saatlerinin daha uzun olması seni biraz mutsuz edebilir ve sen mutluluğu yiyeceklerde bulabileceğini sanabilirsin. Sakın öyle bir hata yapma.

Yiyecekler seni mutlu edebilir gibi düşünsen de havalar ısınıp, daha ince kıyafetler giydiğinde üzülmene sebep olacak. İyisi mi sen bu kışı hiç yağlanmadan geçir. Nasıl mı? Tabi ki yeterli ve dengeli yani sağlıklı beslenerek ve egzersiz yaparak.

Sağlıklı beslenmenin mevsimi olmaz. Yaz kış her mevsim iyi beslenmelisin. Çünkü doğru beslenerek hastalıklara karşı vücudunu dirençli hale getirirsin, kalp hastalıkları, diyabet, kanser vb. hastalıklara yakalanma riskini azaltırsın ve kendini iyi hissedersin.

Bu yüzden, kış geceleri hafif beslenmeye çalış. Canın tatlı isteyebilir. Bu çok normal. Tatlı ihtiyacını karşılamak için hafif tatlılar yapmayı denemelisin. Doğru beslenirsen, bu kışı kilo almadan geçirebilirsin.

Bal Kabağı Çorbası

Kış yavaş yavaş geliyor, kışlıklarımız dolap arkalarından ön taraflara doğru çıkıyor, içimizi ısıtacak içecekler bol bol tüketilmeye başlanıyor 🙂

O zaman biz de sizlere Uzman Diyetisyen Ali Fatih Babal’dan hem çok sağlıklı hem de çok sıcak bir tarif öneriyoruz 🙂

Balkabağı Çorbası Nasıl yapılır?

Malzemeler; 4 kişilik

  • ½ kilo balkabağı
  • 1 adet soğan
  • Küçük bir parça taze zencefil
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • Tuz, karabiber vb.

Hazırlanışı

Dilimlenmiş balkabağını yağlayıp fırın tepsisine dizin ve önceden 200 derecede ısıtılmış fırında pişirmeye bırakın.

Balkabağı yumuşayıp, çatalla ezilebilir hale gelene kadar fırında pişirin. Küp küp doğranmış soğanları zeytinyağı ile beraber (soğanlar sararana kadar) soteleyin.

Fırından çıkan kabakları, zencefil, tuz ve karabiberi bu karışıma ekleyip pişirmeye bırakın.

Çorbanızın kıvamlı ve koyu bir çorba olmasına dikkat edin. İsteğe göre blender ile ezebilirsiniz.

Balkabağı çorbasını, üstüne maydanoz ile süsleyerek de servis yapabilirsiniz.

Hem içinizi ısıtacak, hem de bağışıklığınızı kuvvetlendirecek bu tarifi mutlaka deneyin 🙂 Afiyet olsun 🙂

Dövmenin Tarihçesi ve Dövme Yaptırırken Dikkat Edilmesi Gereken Konular

Dövme geleneği MÖ 2000’lere kadar dayanır Eski Mısır toplumunda dövmenin yapıldığı mumyalardan anlaşılmıştır. Mısırlıların dışında Britonların, Galyalıların ve Trakların da dövmeleri vardı. Eski Yunanlar ve Romalılar, “barbarlara özgü bir uğraş” olarak adlandırdıkları dövmeyi suçlulara ile kölelere yaparlardı. Hıristiyanlık inancında dövme yasaklanmıştı. Buna karşın ilk Hıristiyanlar, bedenlerine İsa’nın adını ya da haç desenleri taşıyan dövmeler yaptırmışlardır.

Avrupa dilleri, dövme karşılığı olan tattoo sözcüğünü “Tahiti” dilindeki “tautau” kelimesinden almıştır. Dövme 20. yüzyılın başlarından sonra, özellikle denizciler arasında yaygınlık kazandı. Romantik duyguları, yurtseverliği ya da dindarlığı belirtmek amacıyla dövme yaygın olarak kullanıldı ve günümüze kadar geldi. Aynı zamanda fotoğrafta da görebileceğiniz üzere Maori Chief’inin yüzündeki dövme günümüzde de yaygın olarak bilinen Maori dövmesidir. Yeni Zelanda’da Maori kabilesi yüzlerine kesilerek yapılan acılı dövmelerle ergenlik döneminden, yetişkinlik dönemine geçtiklerini ve savaşçı olduklarını kanıtlıyorlardı.

Tekniksel olarak dövme, deri tarafından tümüyle yok edilemeyen bir boya maddesinin belirli bir teknikle altderi yüzeyine kadar işlenmesi olarak tanımlanabilir. Günümüzde profesyonel dövme yapımı için kişiye özel steril tek kullanımlık iğne, çelik uç, boya, anestezik kremler ve kanamayı engelleyen bir çok medikal krem kullanılmalıdır. Boyanın derinin iki kat altına bırakılması için tasarlanmış steril ve tek kullanımlık dövme iğneleri kullanılmaktadır.

Dövme işlemi bittikten sonra bakımı da bir hayli önemlidir. Dövme uygulanan bölgeye ortalama 3 gün su temas etmemeli, yaz ayları için geçerli olan süre ise bir haftadır. Yaz aylarında dikkat edilmesi gereken en önemli etken; direk güneş ışığına maruz kalmaması ve kabuklar atana kadar bir saat ara ile medikal nemlendirici kremler kullanılmasıdır. Medikal nemlendirici kremler içeriğinde deri yenileyici ve açık yarayı iyileştirici bileşenler bulundurduğu için iyileşme sürecini hızlandırır. Aynı zamanda yapılan dövmenin büyüklük ve yoğunluğuna göre kabuk tutma sürecinde uygulanan gölge, renk ve çizgilerin ilk yapıldığı günkü gibi canlı durmasını sağlar.

Dövme yaptırmadan önce yaptırmak istediğiniz motifin ve ya yazının vücudunuzda yapılmasını istediğiniz bölgeye ve size özel bir motif olmasına dikkat etmenizi tavsiye ederim.

Aksi halde ileriki yıllarda pişman olabileceğiniz ya da daha sonradan beğenmeyeceğiniz bir durumla karşılaşabilirsiniz. Dikkat edilmesi gereken en önemli konu ise dövmenin mutlaka bir dövme sanatçısı tarafından yapılması ve dövme yaptıracağınız ortamın steril olması, iğnelerin tek kullanımlık -kişiye özel- olmasıdır.

Microblading 3D Kıl Tekniği Uygulaması

Microblading, kalıcı makyajda kaş yapımında en doğal ve manuel bir yöntemdir. Kaş kontürü uygulaması ile karıştırılmamalıdır. Microblading kıl tekniğinde kullanılan iğneler normal kalıcı makyaj iğnelerinden 3 kat daha ince ve çoklu iğnelerdir. Renk yüzeye yakın olacak bir şekilde uygulandığı için net, çok incedir.

Doğal kaş ile Microblading uygulanmış kaşı ayırt etmek zordur, tamamen doğal bir görüntü yaratır.Bu yöntem uygulanırken kişinin cilt yapısına, kaş yapısına, rengine ve ne sıklıkta olacağına bağlı olarak kişiden kişiye işlem sırasında farklılıklar gösterir.

Kişinin yüz hatlarına uygun bir şekilde tasarlanır. Saç dökülmesine yol açan alopesi, trikotilomani ve ya sağlık konusunda saç ve tüylere zarar verecek bir hastalık geçirmiş olan kişiler bu uygulamadan oldukça memnun kalmaktadırlar. Bunların yanı sıra basitçekaşlarından hoşnut olmayan kişiler Microblading yönteminden faydalanabilirler.

Bu yöntemde kullanılan pigmentlerin asıl kaş rengine uyması ve kaşların mevcut durumuna göre uyum sağlamak üzere formüle edilmiştir. İşlem yapıldıktan hemen sonra kaşlar istenilenden daha koyu görünür ancak iki haftalık süre içinde doğal görünümüne kavuşmaktadır. Her kişinin cildi farklı kolajen yapılarından oluşmaktadır, bu yüzden cildin enjekte edilen pigmenti ne kadar iyi tutacağı öngörülememektedir.

Fakat işlemden 15 gün sonrasında Kalıcı Makyaj Uzmanımız Hülya Ilgaz Kurt mutlaka bir kontrol seansı önermektedir, işlemin daha kalıcı ve başarılı olması adına. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu uygulamanın kalıcılığı kişiden kişiye değişir fakat ortalama 1- 3 yıl arasındadır.

Beklenmeyen bir durum gözetildiğinde ve ya renkte solma gibi durumlar meydana geldiğinde mutlaka kalıcı makyaj uzmanınıza danışmanız gerekmektedir, hatta yılda bir kez işlemi tekrarlatmak yapılan uygulamayı da kalıcı kılmaktadır.

Ürün Kullanımın Önemi

“Medikal estetik ve lazer-epilasyon işlemlerinden sonra cilt sağlığı için mutlaka medikal nemlendirici kremler kullanılmalıdır.”

Dr. Özlem Ateş işlem sonrasında medikal nemlendirici kremlerin önemini şu şekilde açıkladı;

Yılın her döneminde ve ya belirli dönemlerinde uygulanabilen medikal estetik ve lazer epilasyon işlemlerinde ilk olarak uygulama yaptıracağımız kliniği ve doktorumuzu mutlaka iyi seçmeliyiz. Doktorunuzun sizi işlem sırası ve sonrası için tam olarak bilgilendirmesi uygulamanın ve ya tedavinin başarılı tepkimeler göstermesi için son derece önemlidir. Medikal estetik ve lazer-epilasyon işlemleri doğrudan cilde temas ettiğinden bölgesel olarak – vücut tipi ve deri hassasiyetine bağlı olarak- ve ya uygulama yapılan bölgenin çevresi ister istemez tahriş olacaktır. Tedavinin başarılı ilerlemesi, kalıcı izlerin önlenmesi için işlem gören bölgenin nemlendirilmesi cilt sağlığı için son derece önemlidir.

Bunlar hangi işlemler olabilir?

Lazer tedavisi, cilt soyma, kalıcı lazer epilasyon gibi bakım amaçlı yapılan uygulamalar ve dermoterapi, dermaroller, kalıcı makyaj, dövme gibi enjeksiyonlu uygulamalar gibi ciltle doğru orantılı uygulamalar sonrasında, ciltte güneş yanığına benzer bir kızarıklık, kuruma ve tahribat meydana gelebilir.

Bu nedenle medikal estetik ve lazer epilasyon işlemleri sonrasında; evde devam ürünü olarak nemlendirme, yapılandırma ve onarma etkisi olan bir ürün kullanılması oldukça önem taşır.

Kullanılacak ürün doktor önerisi içerisinde kullanılmalı ve içeriğinde alkol, parfüm, renklendirici ve tahriş edici bileşenler bulunmamalıdır. Medikal nemlendirici ürünler cildi onararak nemlenmesini sağlar ve hücre yenilenmesini destekler.

Bu tür ürünler derin bir nemlendirici görevi yaparken, çeşitli vitaminlerinden oluşan kremler hücreleri aktif hale getirerek hücre yenilenmesine yardımcı olur, böylece yapılan medikal estetik işlemlerinin başarısını arttırır, tedavi sürecini olumlu yönde etkiler.

Her şeyden önce hastalarının sağlığına, tedavinin başarısına ve hasta memnuniyetini prensip haline getiren Dr. Özlem Ateş, Özel Özlem Ateş Polikliniğinde de her medikal estetik uygulamasına yönelik özel markaları hastalarına önermektedir.

WhatsApp Hattı
Özlem Ateş Canlı Destek
Whatsapp üzerinden iletişime geçmek için aşağıdaki linke tıklayın!